Z harfi | Kitap Özetleri,Kitap özeti,kitaplar,Kitap Oku,E-Kitap,Kitap İndir

Kitap Özetleri,Kitap özeti,kitaplar,Kitap Oku,E-Kitap,Kitap İndir

Kitap özetleri - Kitapözetleri - kitaplar - roman özetleri - hikaye özetleri - E Kitap - Kitap Oku

Z harfi’ kategorisi için arşiv

1.KİTABIN KONUSU:

Yüzyıllarca başarıdan başarıya koşan, zafere doymayan Türk milleti

19 ncu – 20 nci yüzyılın sonlarında toprak kaybetmeye başlamış ve nihayet 20 nci yy. ilk çeyreğinde, koskocaman imparatorluk küçüle küçüle elinde sadece anavatan Anadolu kalmıştır. Düşman, ayağı, kolları kesilmiş hasta adama son vermek için Çanakkale’den İstanbul’a hareket eder.Modern silahlarla donatılmış düşman, paslı süngü ile durdurulur(Çanakkale’de Anadolu halkının ve bunlardan bir kesit olarak Kastomonu ahalisinin yaptıkları fedakarlıklar anlatılmıştır.).

2.KİTABIN ÖZETİ:

1910 yıllarında , Osmanlının gide gide küçüldüğü bir dönemde olay cereyan etmektedir.

Anadolunun küçük güzel bir köyünde, babasını, eşini ve kardeşini kara düşmanla şavaşırken şehit veren Fatma hanım henüz üç aylık evli olan oğlunu savaşa göndermenin verdiği hüznü ve mutluluğu iç içe yaşıyor.

Ağıtlar ince bir ezgiyle taze gelinlerin yiğitlerine hicranları:

“Ağamı yolladılar Yemen iline

Çifte tabancalar taktı beline

Duvağımı takalı onbeş gün oldu

Ayrılmak mı olur yeni geline.”

Bu ağıtlar köyün sokaklarından yankılanıyor.”Yaktı Hocam gelinlerin acıklı ağıtları içimi” Şair diyor ve diyor köyün imamı Abdullah Efendi’ye . Şair ve Abdullah Efendi kolkola takılıp imparatorluğun yaşadığı karanlık günleri düşünerek adım adım yol alıyorlardı.

Bir kaç hafta sonra, postacı Ali’ye her zamanki gibi elindeki zarfı muhtara verdi. Zarfta Ahmet’in şehit olduğu ve İtalyanların Bingazi’yi aldığı yazıyordu.Bu sırada Elif bağırarak kahvehaneye geldi.Rüyasında Ahmet’in Şehit olduğunu anlattı.Şair bunu teyit etti. Elif bayılırken ağzından çıkan bu nağmeler yürekleri yakıp kebap ediyordu:

“Postacının mektubunu düğün mü sandın

Mavi rengi yalnız göğün mü sandın

Yemen’e gideni gelir mi sandın

Tez gel ağam tez gel dayanamirem

Yürekten hançer uyuyamirem.”

Fatma Ana taze gelini sever, ellere gitmemesi için başını oğlu Mehmet’le bağlar.

Köyün Camlı Kıraathanesinde her gün aynı kişiler savaşa ait meseleler hakkında konuşurlar…İmam İbrahim Efendi,Şair,Muhtar ve diğer yaşlılar. Şair :“Almanların Goben zırhlısı ve Breslav kruvazörü Çanakkale’yi geçip istanbul’a geldi ve adları Yavuz ve Midilli gemileri olarak değiştirildi. Bunlar Almanların bir oyunudur , bizi savaşa sokmak için.” Ve dediği gibi de oldu. Alman Generali Bronzer Paşa Mürettebatına Türk giysileri giydirip Rus gemilerine ve limanlarını topa tutar.Böylece savaşa girmiş oluruz.

İtilaf devletleri Çanakkale’ye bir saldırı planlar.

“Ben umutsuzum Şair” dedi Hocaefendi. “Küçüle küçüle el kadar toprağı kalan Osmanlı’dan umudu kestim. Bunca devlet karşısında hangi gücümüzle kaç gün dayanabiliriz. Avrupa hürriyetimizi elimizden alırsa ne yaparız?”

Şair : “Ümitvar ol Hocam! Ümitvar ol, dünyanın bütün mahşeri Çanakkale’de hücuma geçse, ben umudumu yitirmem.”

“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım

Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner taşarım

Yırtarım dağları , enginlere sığmam taşarım.”

Düşman gemileri Çanakkale’yi topa tutmuştu. Gülle, top ,tüfek sesleri etrafı çınlatıyordu onlarca teyyare uçuyordu Çanakkale üstünde.

Sahra çadır hastahanesi dopdolu idi yaralılarla…Doktorlar , hemşireler, sihhiye erleri canla başla sarıyorlardı askerlerin akan kanlarını. Taş taş üstünde kalmamış kol ve bacaklar etrafta gezişiyorlardı ama Türk askeri düşmanın Çanakkale’ye ayak basmasına izin vermiyor ve kıyasıya çarpışıyorlardı.

“Atamaz adımını gömülmeden son asker…

Askerimiz gömülse dirilecek şehitler…”

Mustafa Kemal top,gülle ve teyyarelere karşı süngü ile düşmana kök söktürüyordu, Conkbayır’da.Düşmanı denize sürüyordu. Mustafa Kemal’in zaferi tüm Anadolu halkını motive edip ümit beslettiriyordu.Sahra hastahanesinde, Elifçe Mehmet’in altı ay önce değil,vurularak hastahaneye getirilp şehit düştüğünü görür.

Bu sıralarda 14-15 yaşlarında ilköğretim öğrencileri silahlanıp Çanakkale’ye yol aldılar.(Çanakkale’de savaşacak kimse kalmadığı için.)Gidenler geri dönmüyordu.

Savaşın bilançosu:251.309 şehit Türk askeri ve bir o kadar da düşman ölüsü .

Şair :

“Orda bir Hintli yatıyor, yanında Senegalli

Ufka bakıp ağlarken kederleri besbelli

Hepsi, hürriyetlerine kurşun attılar, bilmeden

Boğazdan geçilir mi bütün Türkler ölmeden?”

Çanakkale geçilmedi… Geçilmeyecek… Avrupa , bütün esir kitlelerini Türk’ün önüne yığdı bu savaşta.Garbın bütün zırhını, ejderin hırsını…Öyle bir çığdı o çığ ki , insanlığı korudu Türk milleti kendisiyle birlikte bu savaşta.

3.KİTABIN ANA FİKRİ:

Türk milleti , varoluşundan beri hür ve bağımsız yaşamıştır.Hiçbir millet ve devletin himayesinde kalmamış ve bundan sonra da kalmayacaktır. “ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım !”

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:

Şair:Kastamonu ilçesinde müezzin olup, vatanın düşman elinden ancak millet elinden kurtulacağını savunur.

Hoca Bey:Kastamonu’da bir cami imamı ; düşman gemilerini İstanbul’a de-mirlediği zaman tüm ümidini yitirmiştir.

Fatma ana: Oğlunu,eşini ve babasını şehit vermiş çilekeş bir Anadolu anasıdır.

Elif:Fatma ananın henüz iki üç aylık körpecik gelinidir.Eşini Çanakale’de şehit verecektir.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Zulüm Dağları Aşar –Çanakkale İçinde adlı kitap Çanakkale‘deki milletimiz göstermiş olduğu eşi benzeri olmayan kahramanlık timsalini şiirsel bir üslüpla dile getirmekte ve kitaba akıcılık kazandırmıştır.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :

1949 yılında Terme’de doğan Rahmi Özen lise öğrenciliği yıllarından itibaren, kendine özel şiirsel uslübü ile hep üretmiştir. İnsanlık için , Türk edebiyatı için ,Türk dilinin gelişimi için…

Yazdığı eserleri nedeniyle çeşitli devlet kurumlarından, gönüllü kuruluşlardan birçok takdir almıştır.

Yazarın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan eserleri:

· Yeşile Hasret Gözler

Yaralı Ceylan

· Bir Damla Su

· Töre Bitti

· Boğaç Han Destanı

· Çanakkale Diye Diye

· Hacı Bayram Veli

Yayın evlerince yayınlananlar:

· Son Kurban

· Göz Yaşları

· Mukaddes Çile

· Bana Beni Anlat Öğretmenim

Türk dilini en güzel kullanan çağdaş yazarlarımızdan olan Rahmi ÖZEN edebi sanatların her dalında ; Türk edebiyatına özgün eserler kazandırmıştır.

  • 0 Comments
  • Kategori : Z harfi
  • Zirvenin Üzerinde kitap özeti

    Özlem SUER e ait bir kitab:

    ZİRVEDE GÖRÜŞÜRÜZ, ZİRVENİN ÖTESİNDE serisinin üçüncü kitabı olup, ilk okuyuşta umut ve cesareti beraberinde getiren, daha sonraki okuyuşlarınızda ise çok daha iyi sonuçlar verecek bir kitaptır. ZİRVENİN ÜZERİNDE motivasyon ve olumlu yaşam üzerine yazılmış temel bir eserdir.
    Kitabı incelediğimizde, okuyuculara verilmek istenenler birkaç başlık altında özetlenebilir. Başta “ Yapabileceğim her şey benim elimdedir. Çözüm derhal uygulamaya geçmektir” prensibiyle başlamaktadır. Birçok insanın neler yapabileceklerine dair hiçbir fikri olmadığını, çünkü kendilerine o ana kadar söylenmiş olan şeyleri yapamayacaklarından bahsedilmektedir. Bu insanların ne istediklerini bilemediklerine, çünkü kendileri için neyin elde edilebilir ve işe yarar olduğunun farkında olmadıklarına değinilmektedir.
    Kitapta anlatılmak istenen diğer bir nokta ise; kendimizle daha barışık olmamız gerektiğidir. Kendimizle daha barışık olduğumuzda beceri ve yeteneklerimizi daha rahat kullanacağımız, yapılacak şeyleri daha kısa zamanda yapacağımız, dolayısıyla hoşlanılan şeylere daha fazla zaman ayrılabileceğimiz ve yaşama daha çok şey katabileceğimiz ve yaşamdan keyif duyacağımızdır.
    Yazarın kitapta üzerinde durduğu bir diğer konu ise kim olduğumuzdur. Eğer kim olduğunuzdan ya da nerede olduğunuzdan memnun değilseniz sakın üzülüp kaygılanmayın. Çünkü kim olduğunuza ya da nerede olduğunuza bağımlı kalmış değilseniz çalışabilirsiniz ve değişebilirsiniz. Dolayısıyla olduğundan daha fazlasını olabilirsiniz. Mutluluk, sizin kim olduğunuzun ve ne yaptığınızın bir yan ürünüdür ve mutluluğu kendinize hedef seçebilirsiniz. Ancak hedeflerinizi ve amaçlarınızı bir kağıda dökmezseniz, amaçlarınız topraksız bir tohum gibi kalır.
    Yazar başarının formülünü motivasyon ve bilginin toplamı olarak sunmuştur. Başarı için acıya katlanmak, acının üstesinden gelmek gerekmektedir. Geçici sıkıntılar ömür boyu kazanç sağlar. Şampiyonlar ise disiplinlidir çünkü şampiyonluğun temeli disiplindir. Kitapta üzerinde durulan önemli bir noktada askerliğin başarılı olma nitelikleri kazandırdığıdır. Saygı ve kibarlığın da başarının anahtarı olduğu yazar tarafından belirtilmiştir.
    Zirveyi aşmanın anahtarının diğer insanlara, istedikleri şeye ulaşmak için yeterli yardımda bulunmak olduğundan bahsedilmektedir. Geçmişle arkadaş olunduğunda, bugüne odaklanıldığında ve geleceğe büyük bir umutla bakıldığında; paranın alamadığı mutlulukları, sevgi ve arkadaşlığı alındığında zirveye çıkıldığı belirtilmektedir. Bununla beraber kitapta, zirvenin üzerindekilerin parlak ışıklar altında bile karanlıktaki performansını ve sorumluluğunu aynen sürdürenler olduğuna önemli bir nokta olarak dikkat çekilmektedir.
    Kitap mistik kokularla bezenmiş, mistik hisler uyandırmaktadır. Hedeflerinizi, amaçlarınızı gerçekleştirmenin reçetesi bu kitapta Zig Ziglar tarafından sunulmaktadır. Kitapta anlatılan, inanmak, inandırmanın yani motivasyonun gerekliliğidir. Ayrıca pozitif nitelikleri kazanmak ve de negatif niteliklerden kurtulmanın gerekliliği de anlatılmaktadır.
    Önceki kitaplarla bir karşılaştırma yapıldığında, bu kitabın öncekilerden farkı, öncekilerin zirveye ulaşmayı içeriyor ve sonrası ile ilgilenmiyor olması, bu kitabın ise zirvede kalmanın sürekliliğinin sağlanmasını içermesidir.
    Kitabın anlatımı sade, anlaşılır biçimdedir. Kitap, dipnot veya alıntı içermemekte, dolayısıyla bilimsel bir eser olarak değerlendirilmesi mümkün olmamaktadır.

  • 0 Comments
  • Kategori : Z harfi
  • Zihinsel Antrenman kitap özeti

    Rıchartd M.SUİNNın zihinsel antrenman isimli kitabının özeti:
    Spor psikolojisinin son yıllardaki gelişimi verimin zihinsel boyutlarına ilişkin bilgilerimizi artırmıştır. Spor dalı ne olursa olsun zihinin ten üzerinde çok büyük etkisi bulunmaktadır. Karşıtınız sizin yoğunlaşmanızı engellemeyi başardığında karşıtınız sizi psikolojik olarak bitirecektir. Eğer kendinizi denetlemeyi ve yoğunlaşmayı öğrenirseniz karşıtlarınızın psikolojik olarak sizi yenebilme uğraşlarını da önleyebilirsiniz.
    Psikolojik antrenman; gevşeme (Özekleme) devinim tasarımı, stresin düzenlenmesi, yoğunlaşma, kendilik düzenlenmesi, olumlu düşünme ve erke denetimini kapsamaktadır.
    1. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ GEVŞEME ANTRENMANI
    Derinleşen gevşeme antrenmanı kas gruplarının aşamalı olarak gevşemesi ve kasılmış kası duyumsamayı öğrenmektir. Yaklaşık 20-30 dakika süren bir çalışma biçiminde uygulanmalıdır.
    Sırayla;kullanılan elinizi,diğer elinizi, sağ kolunuzun üst kolkasını, diğer kolu bükünüz ve gevşetiniz. Alnınızı karıştırınız ve gerilimi duyumsayınız ve gevşetiniz., Dizlerinizi sıkıca birbirine kenetleyiniz gevşetiniz.Omuzları yukarıya doğru kaldırınız. Gerilimi arttırınız gevşeyiniz, yavaşça, derin derin soluk alınız. Karnınızı şişirinceye kadar soluk alınız, Yavaşça karnınızın indiğini duyumsayıncaya kadar soluk veriniz, Bu derin soluk almayı 3 kere yineleyiniz, Normal soluk alma-vermeye dönünüz.
    Basamak anahtar uyarı ile gevşeme, akıcı bir şekilde bütün kas öbeklerinde gevşemeyi sağlayınız. Özeklenmiş soluk alıp verme ile bütün kaslarınızın gevşediğini düşününüz, soluk alma-verme ve gevşeme sırasında çok defa “ben gevşedim dinginleştim” tümcelerini düşününüz yada gevşemiş ve dinginim tümcelerini düşününüz.
    2. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ STRESİNİN DÜZENLENMESİ
    Stresten kaçınma antrenmanı 1 nci aşamadaki gevşeme tekniklerini kullanınız.
    Stresi denetleme antrenmanı 1 nci aşamadaki gevşeme tekniklerini kullanınız. Kendi “stresimini” zi öğreniniz.böylece çok erken olarak da gevşemeyi önleyebilirsiniz. Eğer koşulların dıştan denetim araçları ile denetlendiği durumları yaşıyorsanız ve yüksek düzeyde stresli iseniz tensel olarak yavaş olunmalıdır. Zihninizi ve dikkatinizi kendinizden yeniden dışsal sonuçlara ve insanlar arası ilişkilere yönlendiriniz. Sonra derin bir soluk alınız. Daha sonra e ellerinizi yumuşakça bırakınız, omuzlarınızı gevşetiniz ve düşürünüz, teninizin gevşediği soluğunuzun derin ve düzenli bir biçimde olduğunu kaslarındaki gerilimlerin yittiğini bilinçli bir biçimde duyumsayınız ve kendinizi yeniden denetleyerek hazır olup olmadığınızı düşününüz.
    3. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ OLUMLU DÜŞÜNME
    Sorunlu olan zihinler genellikle sorun yaratırlar. Bu tür düşünceler kaygıya ya da gerilime yönlendirir, doğal bir sonuç olarak kötü bir verim gelir.Düşüncenin olumlu olarak kullanılması, bir sorunu arttırmak yarine çözüm bulmak için çalışmalısınız. Olumsuz düşüncenizi olumlu bir sonuç için kullanmak isterseniz sadece düşüncenizi değil özellikle de kendinizi olumlu ve sonuç belirleyen eylemlere hazırlamalısınız. Olumsuz düşünce verimi düşürür ve çözüm yollarını kapatır. Olumsuz düşüncenin nedenlerini saptayınız ve nedenlerini gidermek için çabalayınız. Geleceğe yönelik planlama ile olumsuz düşüncelerinizi yönlendirme amacınızı saptayınız. Bunun için daha önceki yarışlardan elde ettiğiniz deneyimlerinizi kullanınız. Karşıtınızın durumu üzerine düşününüz. Bu açıdan şöyle düşünmelisiniz “ Eğer yorgunsam o benden daha yorgundur.
    Uygulamalarınız sırasında güçlü olduğunuz yönleri ortaya koymak zorundasınız. Karışık ve tedirgin edici düşünce yerine açık bir düşünce biçimi oluşturunuz. Eğer olumsuz düşüncelerden kurtulamazsanız başka çözümleri de arayamazsınız. Eğer zihinsel olarak etkili çözümler bulamaz iseniz son bir yanıt olabilecek birbirinden ayrı iki yolu da denemelisiniz. Birinci yol kendinize doğrudan doğruya “Dur” demelisiniz. Böylece tedirgin edici başka düşüncelerin oluşmasını önlersiniz. Bunun yanında bu yolun tam tersini de uygulayabilirsiniz. Zihinsel olarak bu düşünceyle yaşamak yerine kabul ederek onu bilinç altındaki “ bir köşeye “ gönderiniz. Bu düşünceler burada yarışma sonunda kadar kalabilirler.
    Olumlu düşünme antrenmanı kendinizi şanslı bir birey ve sporcu olarak değerlendiriniz. Yarışmadan önceki gelişim düzeyinizi değerlendiriniz. Başlangıçtan bu duruma kadar olan gelişmenizi gözden geçiriniz. Kendinizi yetenekli ve başarılı olarak görmeye başarılı verim sergilemelerinizi anımsayarak alıştırınız. “Bu benim ! Başarılı olacağım. Tenim bu antrenmanla iyi bir duruma gelecek” Ne istediğiniz amaçlarınız ne olduğu yarışmalara katılmak ve iyi bir verim elde etmek için nedenlerinizi açıklayınız.
    4. AŞAMA ZİHİNSEL BECERİ KENDİLİK DÜZENLEMESİ
    Kendilik düzenlemesi ile en uygun bir hazırlık için zihinsel koşullar oluşturulur. Böylece zihinsel olarak sağlıklılık ve yarışmaya hazırlık aynı zamanda da temel olarak dinç olma duyumu oluşturulur. Başarı duyumu elde ettiğiniz bir yarışmayı düşününüz ve özeklenme aracılığı ile gevşeyiniz. Yeniden kendinizi bu yarışma koşullarına yönlendiriniz. Bu koşullu yeniden yaşayınız. Gözünüzün önünden bu başarı duyumunun yeniden yaşayınız.
    Tensel Alıştırma : Yorgunluk” durumunu zihinsel olarak belirlediğinizde sizin yapabileceğiniz bir çok önlem bulunmaktadır. Teninizi dinç kılınız. Bunun için müzik, kişiler,konular,eylemler gibi kendinizi rahatlatacağınız eylemler düşününüz. Daha sonra bu biçimde kol ve bacaklarınızı da geriniz ve gevşetiniz. Çabuk adımlarla yürüyünüz ve dönüşler yapınız. Çevredeki nesnelere yoğunlaştığınız bu üç alıştırmayı tensel ve zihinsel olarak en uygun etkinlik düzeyinize gelinceye kadar yineleyiniz. Eğer etkinlik düzeyiniz çok yüksek ise Gevşetmek ve rahatlamak için “özeklenmeyi “ kullanınız.
    5. AŞAMA : ZİHİNSEL BECERİ ZİHİNSEL ALIŞTIRMALAR (DTA)
    1. DTA Antrenmanı 1nci Basamak; Sakin bir çevre bulunuz ve orada rahatça oturunuz yada yatınız. ‘’Özeklenmeyi’’ kullanarak gevşemeyi sağlayınız, Kendiniz için rahatlatıcı alışagelmiş bir durumu düşününüz. Daha sonra kurgunuzu yaşamayı bırakınız. Yeniden özeklenmeye dönünüz.Yineleyiniz. Bunun sonucunda da gözlerinizi açınız. Bu antrenmanı en az birbirinizi izleyen 3 gün boyunca uygulayınız.
    2. DTA Antrenmanı 2 nci Basamak; kurgunuzu gerçeğe yakın yaşayabildiğinizde geçiniz. Bu kurgu boyunca sadece kendi teninizle katılımcı olup hiç bir zaman dıştan kendinize bir gözlemci olmayınız. Özeklenmeyi kullanarak gevşeyiniz. Gevşeme kurgunuzu düşününüz ve gerçekleşmiş gibi yaşayınız.. Yaklaşık 30 Sn. bu durumda kalınız. Kurgunuzu yaşamayı bırakınız. Yeniden ‘’özeklenme’’ yapınız. Şimdi de kendinize teninizin en yüksek verim düzeyinde olduğu bir olayı içeren bir yarışma kurgusu oluşturunuz. Kurgunuzu bırakınız ve kendinize ‘’özeklenme’’ yapınız. Kurgunuzu yaşamayı bitiriniz. Yaklaşık 30-40 dakika sürecek bir biçimde başarı kurgunuzu en az üç kere yineleyiniz.
    3. DTA Antrenmanı 3 ncü Aşama ; Şimdi de size DTA’nın yardımcı olacağı bir amaç saptayınız. Bu amacı sizin bir sonraki yarışmada bir gereksiniminizi oluşturacak bir biçimde seçiniz. Yarışmadan önce birbirini izleyen 5 ayrı günde DTA’nı uygulayınız. İyi bir verim düzeyine ulaşmak için başarı duyumunu denetleme, bir devinimin evrelerin çalışılması, sizi yüksek verime ulaştırmaya katkısı olan anahtar sözcük yada davranışı uygulama, veriminizi artırmada yardımcı olduğuna inandığınız. Anahtar sözcüğünüzü, uyarıcı tümcenizi yada içsel davranışınızı saptama ve bir önceki yarışmadan yola çıkarak doğru yaptığınız bölümlerin güvenli bir biçimde gözden geçirilmesini maksadıyla
    6. AŞAMA ZİHİNSEL BECERİ YOĞUNLAŞMA ;
    Bir stadyuma yada salona girdiğinizde önce sakin bir biçimde uzaklara bakınız. Çevrenizde sizi saran renkleri irdeleyiniz. Şimdide en sırada oturan seyircileri inceleyiniz ve bunlardan 4 temel rengi seçmeye çalışınız. Sarı, mavi, yeşil, kırmızıyı seçebiliyor musunuz? Şimdide dikkatinizi oyun alanına yada yarışma yerine çeviriniz. Daha sonra yoğunlaşmanızı doğrudan doğruya renkler üzerine yapınız.
    7. AŞAMA ZİHİNSEL BECERİ ; ERKE (ENERJİ) DENETİMİ :
    Özeklenmeyi kullanarak sakin bir ortamda gevşeyiniz. Başarı duyumu kurgunuzu düşününüz. Bu duyumu teninizle nasıl algıladığınızı tam olarak saptayınız. Bu başarı duyumuzun tensel belirtileri ile erkenizin oluşumunun sizleri daha da güçlü yaptığını açıkça görmeye çalışınız en iyi bir biçimde gerçekleştirdiğiniz kurgunuzu düşününüz. Bu erke belirtilerinden erkeyi tanımayı ve gittikçe erkenin güçlendiği duyumsadığınız anı belirleyiniz. Erke alanı sizin baskın olduğunuz bir alandır. Bir gün önce sabah salona, çevre koşullarına kendinizi alıştırınız, kullanacağınız alıştırma ve devinimleri geçiriniz., gece özekleme aracılığı ile gevşeyerek uykuya dalınız. Yarışma günü, güne başlarken DTA’nı uygulayarak yarışmadan önce, ısınma sırasında ya da ısınmadan sonra yarışmadan kısa bir süre önce başarı isteğiniz ve başarınız için açık bir düşünce durumunda olup olmadığınızı gözleyiniz.

  • 0 Comments
  • Kategori : Z harfi
  • Zeytindağı kitabı özeti

    Fatih Rıfkı ATAY’ın zeytindağı kitabının özeti:

    Kitapta Osmanlı saltanatının son günlerinden Türkiye Cumhuriyetinin ilk günlerine kadarki bir zaman dilimi anlatılmaktadır. Yazar bir görev sebebiyle Cemal Paşa’ın karargahına yani Zeytindağı’na gitmiştir. Burada yaşamış olduğu olayları ve anılarını bulunduğu tarihin önemli olaylarını da içine alacak şekilde anlatmıştır.
    Birinci Dünya Harbi patlak verdiğinde Falih Rıfkı yedek subay olarak orduya alınır ve Cemal Paşa’nın karargahına tayin olur. Cemal Paşa ile ilişkileri de burada gelişir.
    Kitabın ilk kısımlarında İttihat ve Terakki’den söz edilmiştir. İttihat ve Terakki içerisinde Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa en önemli simalardır. Cemal Paşa yenilikçiliği ile tanınmaktadır. Enver ve Talat Paşa’lar ise muhafazakar bir kişilik sergilemektedir. Enver Paşa’nın Turancılık fikirleri güçlüdür. Falih Rıfkı, Enver Paşa’nın bu fikirlerini benimsememekte ve Enver Paşa’yı diktatör olarak nitelemektedir. Türkiye’nin kurtuluşunun Enver Paşa gibilerden kurtulmakla mümkün olduğu düşüncesindedir. İttihat ve Terakki kendi içerisinde bölünmüş bir yapı sergilemektedir. Bir birlik ve beraberlik söz konusu değildir. Her liderin bir grubu vardır. Falih Rıfkı da Cemal Paşanın adamı damgasını taşımaktadır. Falih Rıfkı, İttihat ve Terakkinin bu yönünü yani fikir birliğinin bulunmayışını eleştirmektedir. Çünkü yaşanılan buhrandan kurtuluş ancak birlik ve beraberlikle mümkündür. Buna rağmen bilinçsiz yaklaşımlar, kişisel hesaplaşmalar İttihat ve Terakkiyi kendi kendisiyle uğraşan bir duruma düşürmüştür.
    Falih Rıfkı, Cemal Paşa ile beraber çalışmaya başladıktan sonra, olayları daha açık ve net bir şekilde görebilmektedir. Bir dönem, bir İmparatorluk yok olmaktadır. Yazar bunu sezinleyebilmektedir. Suriye, Filistin ve Hicaz’da yaşamış oldukları bir devrin çöküşünü gözler önüne sermektedir.
    Falih Rıfkı Osmanlı’nın bir kukla devlet olduğunu söylemektedir. Örneğin şöyle bir olay anlatılmakta; “Mahmut Şevket Paşa’yı öldüren Kavaklı Mustafa, memleketten kaçmaya muvaffak olmuştu. Bir Rus vapuruna binmişti. Fakat Osmanlının Rus sancağı taşıyan bir vapurdan bir kişiyi almaya hakkı yoktu. Bunun üzerine bir Osmanlı hükümeti görevlisi, Kavaklı Mustafa’yı gemiden kaçırır ve boğdurur. Bu olayı haber alan Ruslar, Kavaklı Mustafa’yı kaçıran zatı görevden aldırır ve bundan böyle devlet hizmetinde kullanılmamasını isterler ve istedikleri de olur.”
    Osmanlı, ümmetçilik fikri sebebiyle neredeyse üç kıtada egemen olmuştu. Bu coğrafyanın büyük bir kısmını Arapların yaşadıkları ülkeler kapsamaktaydı. Kudüs, Şam, Filistin, Hicaz gibi. Osmanlı sadece coğrafyada büyüyebilmişti. Çünkü, bu kazanılan toprakların hiçbirinin kültürlerine, dillerine, ticaretlerine ve maddiyatlarına egemen olunamamıştı. Hatta Osmanlı, Arapları Türkleştireceğine oradaki Türkler Araplaşmıştı.
    “Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık.”
    Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi. Eğer, medrese ve şuursuzluk devam etmiş olsaydı, Araplığın Anadolu içlerine kadar gireceğine şüphe yoktu. Osmanlı Emperyalizmi şu ana fikir üstünde kurulmuş bir hayal idi. “ Türk milleti kendi başına devlet yapamaz! “
    Osmanlı, Arap topraklarını alarak oraları bir bakıma imar ediyordu. Çünkü, Arap şeyhleri arasındaki kanlı savaşlar sonucunda Arap halkı mağdur oluyor ve maddi olarak da çöküntüye uğruyordu. Osmanlı geldiğinde ise bu şeyhleri uzlaştırıp sükuneti sağlıyor ve onlara belirli imtiyazlar veriyordu. Bir bakıma Osmanlı onlar için bir kurtuluş gibiydi. Buna rağmen Osmanlının güçsüz duruma düşmesini fırsat bilip hemen İngilizlerle, Fransızlarla anlaşmışlar ve Osmanlı’ yı arkadan vurmuşlardır. Osmanlı’ ya karşı görünüşte bağımlı olan Araplar her zaman kendi halifeliklerini istiyordu. Müslüman Araplar arasında Arap Halifeliği hükümeti peşinde olanlar vardı ve 1. Dünya savaşı çıktığında bu düşüncelerini gerçekleştirmek için ve İngilizlerin vereceklerini vaadettikleri imtiyazlardan dolayı Osmanlı’ ya ihanet etmişlerdi.
    Osmanlının Araplara vermiş olduğu haklar, onların küçük bir anlaşmazlıkta bile isyan etmelerini sağlıyordu. Cemal Paşa zamanında çıkmış olan bir kanun ile komutanlara eğer vatan müdafaası için zaruri görülürse idam hükümlerini yerine getirmesi yetkisi verilmişti. Yani isyanlar artık kanla bastırılıyordu.
    Cemal Paşanın bir amacı da Suriye’ yi Osmanlılaştırmaktır. Bu düşüncesini gerçekleştirmek için Suriye’ de modern okullar açtırmıştır. Bunun yanında bir de hicret eden Ermenileri, Suriye içlerine dağıtarak güçlenen Araplılığa karşı bir teminat olarak kullanıyordu. Hatta Ermenileri güçlendirmek için ev ve toprak bile verilmiştir.
    Falih Rıfkı Atay, Arapları anlatırken din sömürüsü konusuna da değinmiştir. Falih Rıfkı’ ya göre din sömürüsü bütün dinler için geçerlidir. “Medine dini mallaştırmış ve maddeleştirmiş bir Asya pazarıdır. Kudüs dini oyunlaştırmış bir Garp tiyatrosudur”. Araplar çok fakirdir. Kendi ülkelerinde; ata topraklarında hizmetçi konumuna düşmüşlerdir. Filistin ikiye ayrılmıştır. Eski Filistin Arapların,yani hizmetçilerin; yeni Filistin ise tüm güzelliği ve ihtişamıyla Yahudilerin. Din satışa sunulmaktadır. Hac dönemlerinde Araplar da Yahudiler de büyük kazanç elde etmek peşindedir.
    Osmanlı Devletinin Almanlarla beraber savaşa girmesinin en büyük nedeni İttihat ve Terakki yöneticilerinden Enver Paşa’ nın Alman hayranı olmasından kaynaklanıyordu.
    Birinci Dünya harbi sonucunda Tuna yukarısındaki iki İmparatorluk, Akdeniz kıyısındaki bir İmparatorluk ve Tuna kenarındaki bir krallık devrilmek üzereydi.
    Suriye ve Filistin’ de Almanların durduramadığı İngiliz seli yine bir Türk, fakat bu sefer öz bir kumandan, Mustafa Kemal tarafından Halep aşağısında tutulmuştur. Mustafa Kemal’ in orada seçtiği savunma hattı, Milli Misak’ taki Türkiye sınırıdır.
    Cemal Paşa’ nın yerine, Suriye’ de silahlı kuvvetlerin başına geçen Alman Fon Falkenhein bozgunu durduramadı ve Kudüs İngilizlerin eline geçti.
    Artık yalnız Anadolu ve İstanbul düşünülür. İmparatorluğa ve onun rüyalarına “Allahaısmarladık! “ denir.
    Artık Şam’ dan ayrılmak zamanı gelmiştir. Cemal Paşa İstanbul’ da istifa edecektir.
    Cemal Paşa harap Anadolu topraklarını gördükçe
    - “Keşke vazifem buralarda olsaydı, keşke o altın sağanağı ve enerji fırtınası, bu durgun, boş ve terkedilmiş vatan parçası üstünden geçseydi. Anadolu hepimize hınç ve güvensizlikle bakıyordu. Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya şimdi kendimiz pişmanlığımızı getiriyoruz. Kumar oynadık ve kaybettik” diye düşünmektedir.
    Cemal Paşaya sorulan :
    - Paşam bu harbe niçin girdik? sorusuna cevap ilginçtir.
    - Aylık vermemek için! Hazine tamtakırdı. Para bulabilmek için ya bir tarafa boyun eğmeli, ya öbür tarafla birleşmeli idik.
    İlim, İhtisas ve tecrübe sahibi Mustafa Kemal, vatan ve istiklal düşüncesiyle milletin nesi var nesi yoksa yüzde kırkını vatan savunması için vermesi gerektiği düşüncesindedir.
    Sakarya, Dumlupınar, İzmir ve Lozan… hepsi böyle ödenmiştir.
    Mustafa Kemal büyük harbe girmek karşıtı idi: çünkü O kafa ve sanat adamı idi.
    Mustafa Kemal Kurtuluş Harbini bırakmak fikrinde asla bulunmadı : çünkü O vatan adamı idi.
    İşte bütün kitabın özü : İlim ve vatan adamı olunuz.

  • 0 Comments
  • Kategori : Z harfi
  • Zaman Makinası kitap özeti

    Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, değerli bir bilim adamı, İngiltere’deki evinde misafir ettiği konuklarına bir gösteri sunar. Bu gösteride, kendi yarattığı bir cihazı herkesin gözü önünde yok eder. Hayretle ne olduğunu soran gözlere, verdiği cevap, şekli kafese benzeyen bu aleti zamanda bir yolculuğa çıkarttığıdır. Misafirler, bilim adamına karşı saygılarından, bu açıklamayı duyduktan sonra akıllarına ilk gelenleri söylemezler, sadece ufak tepkiler vermekle yetinirler. Kimse farkında olmadan bilim adamı, büyük bir tutku ile içerdeki başka bir odaya girer, misafirler yemekteyken, diğerlerinin haberi olmadan bir insanı taşıyabilecek büyüklükteki ikinci bir zaman makinesi ile yolculuğa çıkar. Geriye döndüğünde, misafirler sadece bir kaç dakikalarını harcamışlardır. Oysa bilim adamı günlerdir hiç yıkanmamış bir insan görüntüsündedir. Üstü başı kir içindedir, yıpranmış ve yorgun görünmektedir. Neler olduğunu anlamayan misafirlere hikayesini anlatır.
    Misafirlerden editörlük yapan arkadaşı, bunu bir haber yapacağını düşünerek diğerleri gibi bilim adamının anlattıklarını can kulağı ile dinler. Zaman gezgini bilim adamı, yolculuğunu anlatırken, ilk önce güneşin ve ayın daha hızlı hareket ettiğinden söz eder. Daha sonra zaman makinesindeki manivelaları daha çok çevirerek hızını artırdığından söz eder. Çevresindekilerin jet hızında değiştiğinden, bir süre sonra evinin duvarlarının kaybolduğundan ve makinadaki zamanı gösteren cihazın sıfırlarının arttığından sözeder. Dışarıda insanlığın bir savaş yaşadığını, evlerin yıkıldığını farketmiştir. Büyük bir yıkım gözlerinin önünden birkaç dakikada geçer. Gerçekte ise bu sürecin çok uzun olduğunu zaman sayacından farketmiştir. Etraf bir süre sabit karanlığa gömülmüş daha sonra tekrar ağaçlar ve bitkiler yeşermeye başlamıştır. Güneş tekrar gökyüzünde hızlı dairesel hareketine başlamıştır. Tekrar ay ve yıldızları görebilmektedir. Yıldızların uzun süreli yer değiştirmelerini hızlı bir film seyreder gibi gözlemleyebilmektedir.
    Sonunda zaman makinasının üstünedeki manivelaları ters yöne çevirmeye başlar. Güneşin hareketinin yavaşladığını hemen farkeder. Zamanda yaptığı yolculuk yavaşlayan bir ivme ile sona erer. Zaman gezgini, zamanda ileri doğru bir yolculuk yapmıştır. Durduğunda yemyeşil cennet gibi bir yerdedir. Etrafında bugünkü insanlardan daha kısa boylu, sürekli gülen ve sevgi içinde yaşayan herkesin tek tip kıyafet giydiği bir toplum vardır. Toplulukla kısa sürede ilişki kurar. Bu toplulukla konuşmayı beceremese de, sevgi dolu topluluk onu hemen kabul eder. Bu topluluktan en yakın arkadaşı bir geleceğin kadın insanıdır. Bu arkadaşı ile dünyayı kısa sürede keşfeder.
    Geleceğin dünyası cennet gibi bir yerdir. Kimse kimse ile kavga etmemekte, topluluk zamanını tarım ve çiftçilik dışında geceleri ateşin etrafında şarkılar söyleyerek geçirmektedir. Zaman gezgini bile kısa sürede bu şarkılara kulağını alıştırarak mutlu vakit geçirmeye başlamıştır. Zaman yolculuğu sırasında gördüğü yıkım onu korkutmuş olsa da, dünyanın bu hali ona inanılmaz gelerek çok mutlu etmiştir.
    İlerleyen günlerde zaman makinesinin ortadan kaybolduğunu farkeder. Bu sevimli dostlarının makineyi bir yere götürdüklerinden şüphelenir. Fakat daha sonra farkeder ki, bu dünyada yalnız bu tek tip geleceğin insanları yaşamamaktadır. Yer altında, farklı bir evrim geçirmiş ve yiyecekleri tükendiği için bu sevimli insanları bile yiyen bir tür yaşamaktadır. Geleceğin sisteminde yer altında kurulan büyük endüstiriyel şehirler, gözlerini karanlığa alıştırarak evrimleşen geleceğin ikinci insan türünden yukarıdaki mutlu topluluk da çok korkmaktadır.
    Zaman gezgini, makinesini tekrar ele geçirip, geriye dönebilmek için, karanlık dünyaya iner. Fakat yer altında, vahşi denebilecek bu toplumdan o da korkar, tam aklını kaçırmak üzereyken zaman makinesine ulaşır ve geri döner. Masada hala yemek yemekte olan misafirlere hikayesini anlatır. Kendisi bile bir an için rüya gördüğünü düşünür, fakat herkes kanayan ayağının ve elinin yüzünün kir içinde olduğunun farkındadır.
    Yemeğin sonunda editör arkadaşına bir kaç gün sonra daha detaylı görüşmek üzere randevu verir. Bir kaç gün sonra editör arkadaşı geldiğin de, bilim adamını elinde bir kamera ve sırtında bir çantayla görür. Bilim adamının ona birkaç dakika sonra herşeyi ispatlayacağını söylemesine bir mana veremez ve içerideki odaya girerken o da masanın üzerindeki gazeteyi okumaya başlar. Biraz sonra çığlığın geldiği odaya girer, fakat bilim adamını göremez. Zaman makinesi olduğu iddia edilen nesnenin de odada olmadığını fark ederken, bilim adamını sonsuza dek bekleyeceği aklına gelmemiştir

  • 0 Comments
  • Kategori : Z harfi
  •