Kitap özetleri - Kitapözetleri - kitaplar - roman özetleri - hikaye özetleri - E Kitap - Kitap Oku
23 Şub
|
KİTABIN ADI |
Ümit Dünyası |
|
KİTABIN YAZARI |
Sevket RADO |
| YAYIN EVİ VE ADRESİ | Işık Yayın Evi –Cihangir Emanetçi Sok 1/2 İSTANBUL |
|
BASIM YILI |
1980 |
1.KİTABIN KONUSU :
İnsanın yaşaması için gerekli olan yaşam kaynaklarından ve hayatı sevmeyi,çalışmayı,iyiliğe ve doğruluğa değer vermeyi üstün tutan konuşmaları içeriyor.
2.KİTABIN ÖZETİ :
Ümit hayatta vardığınız değil varacağınızı sandığınız en uzak hedeftir.Ona belki de,çoğu zaman varamazsınız.Ama ümit sizi durmadan o hedefe doğru çeker.Hep onun peşinde gidersiniz.Yorulmazsınız ,çünkü çekiciliği size hayatı sevdirir.Gözünüzde silindiği,onu kaybettiğinizi sandığınız anlar,hayatınızın en karanlık anlarıdır.
İnsan hayatının bir döneminde mevkiini kaybedebilir.Mevkii kaybetmek de önemli bir şey değildir.İnsan eğer bir mevkie zorla,iltimasla,kayırma yoluyla oturmamış da hak ederek oturmuşsa hiç bir şey onu yükselmekten alıkoyamaz.
Bu geçici dünyada misafir olarak kaldığımız müddetçe kaybetmemeniz gereken,hep saklamamız,ruhumuzun bir köşesinde kendisine ufacık da olsa her zaman bir yer ayırmamız gereken tek şey ümittir.Onu kaybettin mi paranın da,mevkiin de sağlığın da yerine gelmesine imkan yoktur.Hattâ ümidini kaybeden insanın artık hayatını korumasının pek değerli bir manası kalmamıştır.
Şair “ümmid iledir cihanda her şey ” derken yaşamanın manasını anlatmak istemiştir.
Peki ama nedir bu ümit ?
Bir atarabası için at ne ise,bir motor için benzin ne ise,insan için de ümit odur.Arabayı nasıl at çekiyorsa insanı da ümit götürür.Benzin nasıl moturun enerji kaynağı ise insan için de ümit yaşam kaynağıdır.
Filiz ümitle geçen zamanlardan sonra fidan olur.Bu sefer bütünler ümitler fidana bağlanır.Sonra fidan yavaş yavaş ağaç haline gelir.Günün birinde meyva verme ümidi onun su yürüyen incecik dallarında tomurcuklanarak meyvasını verir.Ümit artık hedefine ulaşmıştır.
İnsanlar da ümitler içinde dünyaya gelirler.Çocuklar analarla babaların ümidi olarak onlaradaki ümidin verdiği kuvvetle büyürler;tıpkı ağaç yetiştiren bahçıvan gibi analar,babalarda en güzel meyvalarını çocuklarından toplamak ümidiyle hayatını her türlü dert ve sıkıntılarına seve seve katlanırlar.
İnsanlar yalnız yemek içmekle değil biraz da ümitle yaşarlar.”Ümit fakirin ekmeği ” demiş şair.karanlıklara doğru bakmak zaman zaman hoşumuza gitse bile o karanlığın arkasında bir aydınlık,yani bir ümit olduğunu bilmesek karanlık bütün çekiciliğini kaybeder ve bizi yaşamaktan soğutu verir.
Ümit aydınlığın ta kendisidir ve aydınlılar karanlıkları kovaladıkça hayat,ümitlerle dolu olarak ,aralısız olarak sürüp gider.Karanlıklar uzun sürdüğü zaman ise insanlar halsizleşirler ,yaşam şevkleri azalır.
Ümit öyle bir tohumdur ki,onu bir gönüle atıp da biraz suladınız mı tıpkı arsız otlar gibi çabucak yeşeriverir ;hele ümidi attığınız gönül ,hayallerle beslenen,bereketli bir tarla ise attgığınız küçücük ümidin orada pek kısa bir zamanda ,yalnız yeşerdiğini değil,dallanıp budaklandığını farketmezsiniz.
Sonuç olarak hayatta hiçbir seyden ümidi kesmemek lazımdır ve onun için bu dünya ne şu dünyasıdır ,ne bu dünyasıdır; sadece ve sadece “ÜMİT DÜNYASI” dır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Ne olursa olsun insan hiç bir zaman ümidini yitirmemeli.Unutmayalım ki insan yaşatan ve onun yaşam kaynağı yalnıca ümiddir.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kitap konuşma biçiminde yazıldığı için herhangi bir olay ve şahıs geçmiyor.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSÎ GÖRÜŞLER:
Bana göre bazen her insanın yaşayabileceği kötü anları olur.Bu kötü anlarımızda bize yardım edecek ve bizi yeniden hayata bağlayacak önemli konulardan bahsetmiş.Ayrıca akıcı ve sade bir dile sahip.Herkesin okumasını isterim.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1913 yılında Radovişte/Yugoslavyada doğdu.Pertevniyal Lisesini (1933) Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1936) Muhabirlikle başladığı (1933) gazeteciliği (Son Posta,Akşam) fıkra yazarı olarak sürdürdü.Resimli Hayat (1952) Hayat ve Ses gibi magazin dergileri çıkardı.
Şevket Hıfzı imzasıyla yayımladığı şiirlerle (Varlık,1933) edebiyata girdi.Fıkra yazarlığına geçtikten (1937) sonra şiiri bıraktı.Akşam gazetesinde 1960’a dek sürdürdüğü fıkra yazarlığı yanısıra radyoda sohbetleriyle tanındı.
Eserleri :
Eşref Saat (1956)
Ümit Dünyası (1957)
Hayat Böyledir (1962)
Aile Sohbetleri (1967)
50. Yılında Sovyet Rusya (1968)
9 Şub
KİTABIN ADI Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
KİTABIN YAZARI Stephen R. COVEY / Gönül Suveren-Osman Deniztekin
YAYINEVİ VE ADRESİ Varlık Yayınları A.Ş. Cağaloğlu Yokuşu 40/2 34440 İSTANBUL
BASIM TARİHİ KASIM 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI Yöneticiler için özel bir yerde eğitim programı
KİTABIN ÖZETİ :
KİTABIN ANA BÖLÜMLERİ :
1. Giriş
2. 1.Alışkanlık: Proaktif Ol
3. 2.Alışkanlık: Sonunu Düşünerek İşe Başla
4. 3.Alışkanlık: Önemli İşlere Öncelik Ver
5. 4.Alışkanlık: Kazan/ Kazan Diye Düşün
6. 5.Alışkanlık: Önce Anlamaya Çalış, Sonra Anlaşılmaya
7. 6.Alışkanlık: Sinerji Yarat
8. 7.Alışkanlık: Baltayı Bile
9. Yazar Hakkında
Stephan R. Covey çevresiyle yaşadığı problemleri anlatmaya başlar ve ilk olarak kendi çocuğundan örnek verir , ve çocuğuna gösterdiği ilginin aslında “sen becerikli değilsin korunman gerekiyor” mesajını verdiğini anlar. Bunun üzerine çeşitli araştırmalara başlar ve dünya görüşünün gözle görmek değil, anlamak algılamak ve yorumlamak olan paradigmanın gücünden bahseder. İnsanların farkına varmadan yaşadıkları paradigmaların insan karekteriyle bağdaştıran R.Covey paradigmanın kişilik etiği sonucu olduğunu , değişimin gücü, görmek ve olmak, ilke merkezli paradigmalara yaşanmış güzel örneklerle okuyucusuna anlatmıştır.Covey yedi alışkanlığa gelmeden önce yaşamımızda güçlü bir etkisi olan alışkanlıklarımızın bilgi, beceri ve arzunun kesişmesi olarak ifade eder. Diğer bir boyutta alışkanlıklar bizleri sürekli olgunlaşma modeline , yani bağımlılıktan bağımsızlığa, oradanda karşılıklı bağımlılığa götürdüğünü anlatır. Şimdi etkili insanların yapmış oldukları yedi alışkanlıktan birincisine gelelim.
1.PROAKTİF OL:
R.Covey , Henry David THOREAU’nin ünlü sözü insanların yaşam düzeyini bilinçli çabayla yükseltme konusundaki tartışma götürmez yeteneğinden daha cesaret verici bir gerçek bilmiyorum derken insanları hayvanlardan ayıran öz bilinç ya da kendi zihinsel sürecimizi düşünebilme yeteneğinden bahsederek bazı alışkanlıkların insanların DNA’sında bulunduğundan bahsetmiştir. Etkili insanların birinci alışkanlığı olan proaktivite iş yönetimi literatüründe sıkça kullandığımız fakat bir çok sözlükte yer almayan bir sözcük olup inisiyatif anlamına gelen yalnız inisiyatifi ele almaktan çok daha öte bir anlamı vardır. İnsan olarak kendi yaşamlarımızdan sorumlu olduğumuzu davranışlarımız, koşullarımız değil, kararlarımızın işlevidir. Değerlerimizi duygularımızdan üstün tutabiliriz. Bazı şeylerin olması için hem inisiyatifimiz hemde sorumluluk vardır. Sorumlu olduğumuzu bilmek ise diğer bütün alışkanlıkların temelidir.
2.SONUNU DÜŞÜNEREK İŞE BAŞLA:
Yaşamınızın sonunun bir hayali sahnesiyle paradigmasıyla başlamaktır. Sonunu düşünerek işe başlamak, varacağınız yeri iyice belirleyerek başlamak demektir. Şu anda bulunduğunuz yeri ve attığınız adımların her zaman doğru yönde olduğunu anlamanız için nereye gittiğinizi bilmektir. Boş zaferler kazanmak için çaba sarf edilmemeli. Bizim için nelerin çok önemli olduğunu bilmeliyiz. Eğer merdiven doğru duvara dayanmamışsa attığımız her adım bizi yanlış bir yere doğru hızla götürür.
3.ÖNEMLİ İŞLERE ÖNCELİK VER:
R.Covey bu bölümde üçüncü alışkanlığı açıklamasında 1. ve 2. Alışkanlıkların kişisel meyvesi , pratikte gerçekleşmesi olarak anlatmaktadır. 1. Alışkanlıkta yaratıcı sensin, yönetim sende diye açıklayan R.Covey bunun temelinde insanlara özgü doğuştan gelen dört özel yetiden bahseder. Bunlar hayal gücü, vicdan, özgür irade, özbilinç. 2.Alışkanlık, ilk yada zihinsel yaratım temelinde hayal gücü yani gözümüzün önüne beynimizle getirebilme ve vicdan. 3.Alışkanlık fiziksel yaratımdır. Yani 1. ve 2.Alışkanlıkları yönetebilme özeliği. Liderlik ve yönetimden bahsedilmiş olan bu bölümde her iki unsurun birbirinden tümüyle farklılığından bahsedilmiştir ve etkili bir yönetim, önemli işlere öncelik vermektir, diyerek önemli işlerin neler olduğuna liderler karar verir demiştir. Ayrıca bunların gün gün öncelikli olarak gerçekleşmesini sağlayan yöneticilerdir. Yönetim disiplindir, kararları uygulamaktır.
4.KAZAN / KAZAN DİYE DÜŞÜN:
Kazan, yaşamı bir rekabet arenası değildir. Güçlü yada zayıf, iyi yada kötü, kaybetmek yada kazanmak ama bu tür düşünce tarzı yanlıştır. Bu ilke daha çok güç ve mevkiye dayanır. Başkalarıyla ilgili ilişkilerimizde insana özgü eşsiz yetilerin, özbilinç, hayal gücü, vicdan ve özgür irade her birinin kullanılmasını gerektirir. Yani karşılıklı öğrenme, karşılıklı etkileme ve karşılıklı yararları içerir. Kazan / Kazan ilkesi bütün ilişkilerimizde başarının temelini oluşturur ve yaşamın beş boyutunu kapsar. Karakterle başlar, ilişkilere doğru ilerler, bundan anlaşmalar doğar, beslenir ve süreci içerir.
5. ÖNCE ANLAMAYA ÇALIŞ SONRA ANLAŞILMAYA:
Bu ilke insanlar arasındaki etkili iletişim anahtarıdır. Biri konuşurken dört düzeyde dinleriz; umursamıyor, aslında onu dinlemiyor olabiliriz. Yada dinliyormuş gibi yaparız. Seçerek dinliyor, konuşmanın sadece belirli bölümlerini duyuyor olabiliriz. Dikkatle dinliyor, ilgi gösterip enerjimizi söylenen sözlere yöneltiyor olabiliriz.Ama pek azımız beşinci düzeyi; empati dinlemeyi yani kendisini karşısındakinin yerine koyarak dinlemeyi deneriz. Anlaşılmaya çalışmak ise Etos, Patos, Lagos’ tur. Bunlar nedir?
Etos: Sizin kişisel inanırlığınızdır.
Patos: Empatik yanınızdır, duygudur.
Lagos: Mantıktır. Sunuşun, akıl yürüten kısmıdır.Üçünü bir arada deneyin
6. SİNERJİ YARAT:
Sinerji ilke merkezli liderliğin özüdür. Sinerji? Bir bütün parçalarının toplamlarından daha büyük olması demektir. İki tahta parçasını bir araya koyduğumuz zaman, ayrı ayrı taşıyabilecekleri ağırlıktan daha fazlasını kaldırır.Bu bir sinerjidir. Kadın ile erkeğin dünyaya bir çocuk getirmeside bir sinerjiktir. Sinerjinin özü farklılıklara değer vermektir. Onlara saygı göstermek güçlü yanları üzerine inşa etmek, zayıf yanlarını telafi etmektir.
7.ALIŞKANLIK:
Baltayı bile kendi kendimizi korumak ve geliştirmektir. Doğamızın dört boyutunu fiziksel, ruhsal, zihinsel ve sosyal yani duygusal olarak yenilemektir.” Baltayı bilemek” temelde bu dört yönlendirmenin hepsini birden ifade etmektir. Bunu yapmak içinde daha öncede bahsettiğim gibi proaktif olmak gerekmektedir. Bu yaşam boyu kendimize yapabileceğimiz en önemli yatırımdır. Biz kendi çalışmalarımızın aracısıyız ve etkili olup baltayı bu dört biçimde bilemek için düzenli olarak zaman ayırmanın önemini kavramak zorundayız.
SONUÇ;
A. Kitabın Ana Fikri:
Kitap güzel ve başarılı bir şekilde yaşamamız için değişime ayak uydurmamızı sağlayan alışkanlıkları anlatıyor, ve bu değişimin yarattığı fırsatlardan yararlanabilmek için gerekli olan güce ulaşmanın yollarını anlatıyor.Bu kurallara uyarak zamanla insana yaraşır bir biçimde dürüst, uyumlu, bir yaşam sürdürülebilir.
B. Kitabın Getirdiği Yenilikler:
İnsanların evrensel ilkelere hayır demeyi öğrenmeleri, içlerinden gelen sese kulak vermeleri ve belirledikleri kendine uygun ideallere ulaşmalarında öncü olabilecek bir kitap.
C. Kitap Hakkındaki Genel Değerlendirme:
Sık sık şu sözlere tanık oluyoruz: Çok işim var, zamanım yetmiyor; Ailemle işim arasında bir türlü denge kuramıyorum. Birine öncelik verirsem, öteki zarar görüyor; Kendimi parçalanmış hissediyorum.
Bunlar size bir şey ifade ediyormu? Ediyorsa, Önemli İşlere Öncelik, yaşantınızı değiştirmeniz için size yardımcı olabilir. Bu, zaman yönetimiyle ilgili basit teknikler öğreten bir kitap değil. Stephen Covey, size yeni bir saat yerine, bir pusula sunuyor; çünkü ilerlediğiniz yön, hareket hızınızdan çok daha önemlidir. Evrensel ilkeler uğruna “hayır” demeyi öğrenmek, vicdanınızın sesine kulak vermek, misyonunuza uygun hedefler belirlemek istiyorsanız, bu kitabı okumalısınız. Edineceğiniz bilgiler hem zamanınızı daha iyi kullanmanız, hem de yaşam kalitenizi yükseltmeniz için size yol gösterecektir.
8 Şub
1.KİTABIN KONUSU
Kitap, matematiğin sıkıcı bir ders değil,yaşamın başlı başına bir parçası olduğunu ünlü bilim adamlarının hayatlarından kesitler alarak anlatıyor.
2. KİTABIN ÖZETİ
Birçok insan için matematik,hayatı zehir eden derslerden,insanın içine korku salan sınavlardan ve okulu bitirir bitirmez kurtulacağı bir kabustan ibarettir.bazıları içinse matematik,hayatı anlamanın ve sevmenin yolu olabilmiştir. Çünkü hayatı sevmenin yolu -herşeyde olduğu gibi- onu anlamaktan geçer.
İlkokuldan beri matematiğin gerçek yüzünü görmemiş, onu benimsememiş kişiler tafından eğitilen insanların matemetikten nefret etmesi kadar doğal birsey yoktur. Oysa ki matematik ezberlere, anlayışsızlıklara bağlı olan bir konu değildir. Matematik, Yaratıcının doğanın içine bıraktığı ipuçlarıdır.
3. KİTABIN ANA FİKRİ
Yazar,kitapta matematiğin yanlızca bir toplama, çıkarma gibi cebirsel işlemler topluluğu değil, tabiatın gerçekleriyle sıkı sıkıya örülmüş bir mantık ve anlam bütünlüğü olduğunu anlatıyor.
4. KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Kitapta matemetik tarihine adını yazdırmış bilim adamaları ve yaşadıkları olaylar konu edilmektedir.
Galois: Fransız matematikçisi, 1811-1832 yılları arasında yaşadı. 21 yıllık kısa ömrüne Galois teorisini sığdırmıştır.
Pisagor:Çok zengin vir ailenin çocuğu olan pisagor ilk gençlik yıllarında özel hocalar elinde eğitim gördü. Yirmili yaşlara geldiğinde “Hocalarımda öğrendiğim yeter. Ben dünyayı gezip görmek istiyorum.” der ve yüklü bir harçlıkla yola koyulur.daha sonra Çinlilerden öğrendiği dik üçgenler teoremin Hint rahiplerine öğreterek matematik tarihine adını altın harflerle yazdırır.
Mimar Sinan: Ünlü türk mimar.1487 yılında doğmutur. 60 yaşlarında mimarlığa başlamış ve aralarında Selimiye Camisininde bulunduğu birçok esere imza atmıştır.17 Temmuz 1588 bir tamiratla uğraşırken belini lkırması sonucu ölmüştür.
5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Yazar eserinde, matematiğin yanlızca akademisyenlerin loş koridorlarda birbirlerinin kulağına fısıldadığı anlaşılmaz bilgiler yumağı olmadığını,aksine hayatı dolu dolu yaşamış insanların sevinçleri, üzüntüleri, başarı ve yenilgileriyle oluşturdukları bir insanlık macerası olduğunu eğlenceli ve ilgi çekici bir dille anlatmıştır.
6. KİTAP YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Ali Sinan SERTÖZ
Doçent Doktor
Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü
İlgi Alanları:
Cebirsel Geometri: Cebirsel uzayların sınıflandırılması teorisi.
Değişmeli Cebir: Yerel halkaların Cohen-Macaulay ve Arf özellikleri.
Sayılar Toerisi: Frobenius’un Diophant denklemi.
Karmaşık Geometri: Tekil Holomorf Yapraklanmalar. Özgeçmiş:
11 Kasım 1954, günü Ankara’da doğdu. Çocukluğu Mamak’da geçti. 1973 yılında Darülşafaka lisesinden mezun oldu. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Matematik bölümünü bitirdikten sonra Kanada’nın Vancouver şehrindeki Üniversity of British Colombia Matematik bölümünde doktora yaptı. Bir süre TÜBİTAK’ın Gebze’deki Marmara Araştırma Merkezi’nde çalışti. Halen Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölünde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
Evli ve iki çocok babasıdır
31 Oca
| Ürün Adı Yazar Adı |
KİTABIN ADI : Suç ve Ceza
KİTABIN YAZARI : F.M. DOSTOYEVSKİ
KİTABIN YAYIM MAKSADI : Hayattaki Bazı Acı Ve Sıra Dışı Olayları İnsanlara Aktarmak
KİTABIN ÖZETİ :
Dört aydan beri evin kirasını verememişti bu yüzden evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.
Raskolnikov 1.5 Rubleyi aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. (more…)
31 Oca
KİTABIN ÖZETİ :
LİDER VE DEMAGOG :
Lider, bir önder şahsiyettir. Demagog ise liderin taklitçisi, siyaset adına oyun bozanlık yapan sahtecisidir. Bu sahtekarlar, eğitimden yoksun yada eğitimi yetersiz ülkelerde hiçbir vicdan sorumluluğu duymadan halk önünde esen rüzgara göre konuşan, kendine geçer akçe saydığı ucuz sloganlarla halk önünde düzenbazlık yapanlardır. Örneğin; bizdeki din ticaretini ustaca yapanlar Demagoglardır. Onlar eyyamcı, günün ve değişen rüzgarların karaktersiz adamlarıdır. Önder şahsiyet olan lider ise kendisine Tanrı’nın sunduğu kabiliyetlerle beraber ömrü boyunca edinilen kültürlerin, yaşanılan tecrülererin bir ürünüdür.
Lider kendini bildiği gibi, hem içinden geldiği toplumu, hemde dünyanın gidişini gerçek durum ve sorunlarıyla bilir. Bu husus onu macera atılımları ve demagojik akımlardan korur. Liderde eylem ve bilgi disiplini vardır. İşte bu disiplin onun karakterini oluşturur. Bu karakter, hem onu güçlendirir hemde inanılan ve önder bir insan yapar.
Ülkemizde bugün için demagoglar sahnededir. Ancak bunlar yalnız değildir. Halkın sağduyusu ve yetişmekte olan aktif çocuklarımız oyunları bozabilecektir. Bugüne bakıpta ümitsizliğe düşülmemelidir, çünkü ümitsizliğe düşeceğimiz gün, iç ve dış düşmanlarımızın beklediği gündür.
(Makale 30 EYLÜL 1974’de Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmıştır.)
FİKİR ATATÜRKÇÜLÜGÜ VE KELİME ATATÜRKÇÜLÜĞÜ :
Fikirlerin ve doktrinlerin büyük talihsizliği, bir gün gelip kelimeleşmeleridir. İnsanlığa yeni fikirler getiren ve yeni doktrinleri veren düşünür ve önderlerinde bir gün gelip donmuş putlar haline sokulmalarıdır.
Şimdi Türkiyemizde fikirleri ve doktrinleri kelimeleştirme, fikir ve doktrinlerin önderlerini put haline getirmenin büyük gayretleri ile karşı karşıyayız. Bu çabalar ulu önder Atatürk’e yöneliyor. Dikkat etmeliyiz ki Atatürkçü fikirler, kelime Atatürkçülüğüne dönüştürülmeye çalışılıyor. Bilgisizlik, tembellik veya taassup yüzünden ne Atatürk’ü nede Atatürkçülüğü dondurmaya hakkımız yok. Biz asıl Atatürk’e yönelelim. Yalnız sözde kalan şekil ve suret haline getirilmiş Atatürk’e değil hakiki, yaşayan ve uzun süreli ilkeler koyan Atatürk’e…Çünkü hakiki Atatürkçülük; sadece O’nun adını haykırmak değil, Onu anlamak, izah etmek ve savunmaktır.
(Makale 24 OCAK 1962 tarihinde Yön Dergisinde yayımlanmıştır.)
KEMALİZM ORTA MALI DEĞİLDİR :
Ne liberalizm, ne sosyalizm, yalnız Kemalizm diyerek Atatürkçülüğü kendi maksatlarına uygun kullanmak isteyen menfaat gruplarının dikkati çekilerek, Atatürk’ün mirasının ortalık malı olmadığı, Kemalizmin ise bir eskici dükkanından kiralanan, kırk kalıba uydurulmuş bir elbise gibi, her boya, her boyaya uysun diye çekilip çekiştirilecek bir sahipsiz mal olmadığı vurgulanmaktadır.
( Makale 11 NİSAN 1962’de Yön Dergisinde Yayınlanmıştır.)
ARTIK DEVLETÇİLİK YETMEZ :
Türkiye’de devletçilik öldü diyen bir kısım siyasiler ve müteşebbisler; Atatürk’ü devletçiliğe mevbur eden tarihi, siyası, iktisadi zorlukları, yani tek kuruş sermaye yardımı görmeyen 1922-1929 Türkiye’sini bilmiyorlar. Atatürk’ün elinde doğan devletçilik kimlerin elinde ölüyor. Ancak yanlış olan bir husus var; devletçilik ne ölmüş, nede öldürülmüştür. 1945-1950 arasınad ihmal ve inkar 1950-1960 yılları arasında ise soysuzlaştırılmıştır. 27 Mayıs’tan sonrada uyuşturulmuştur. Şimdi ise kansız ve hastadır ama yaşamaktadır
Bu gün için eski devletçilik yetmeyecektir. Her sahayı içine alan özel teşebbüse yer veren, yalnız iktisadi bir devlet işletmeciliğinden çok, milli hayatın içinde sosyal bir düzen olacaktır.
(Makale 12 EYLÜL 1962’de Yön Dergiside Yayımlanmıştır.)
İNKAR EDİLMEK KAHRAMANLARIN KADERİ :
Mustafa Kemal Atatürk dünyaya gelmiş en büyük liderlerden biridir. Bize bıraktığı değerler ve müesseseler sayesinde Cumhuriyeti yaşıyoruz. Cumhuriyeti bize emanet eden bu lidere yapılan saldırılara karşı tek bir vücut halinde; duyarlı ve ilgili olmamız gerekmektedir. En önemli görevimiz budur. Kahramanlar daima yaşatılmalıdır.
(12 NİSAN 1970’de Cumhuriyet Gazetesinde Yayımlanmıştır.)
KIYAMET ALAMETLERİ :
Kıyamet dağların, taşların devrilmesi, dünyanın parçalanması demek değildir. Kimi ülkelerde sınıflar dolarken, ders saatlerinde kahvehaneler dolarsa, oralarda kitaplıklar çalışırken bizde boş kalırsa, oralarda kafaların içi olgunlaşırken bizde kafaların dışı saç sakal oyunları ile çirkinleştirilir ve değerli zamanlar yağmaya verilirse işte o zaman kıyamet kopmuştur.
(Makale 03 EYLÜL 1974’te Cumhuriyet Gazetesinde Yayınlanmıştır.)
ARTIK BİRAZ DİSİPLİN :
Demokrasi, bir halk eğitimi işidir. Eğitim eğer yetersiz ise, o rejimde demokrasi adına ya demagog, yada halktan kopmuş laf ebesi politikacılar konuşur.
Ülkenin ürettiği temel ürünlerin dışardan ithal edilmeye başlanması, ihrac edilen mallardan elde edilen gelirlerin petrol ödemelirine harcanması iktisadi tutsaklığın ta kendisidir. Bu olayların düzeltilip, disiplin altına alınması gerekmektedir. Bu da elbet hükümet denilen kuruluşun, her alanda haysiyet ve itibarını kurmak, korumak ve yerleştirmekle olur. Daha önceden gelen aksaklıklar, yetersizlikler olabilir. Ama bunlar ciddi bir devlet anlayışı ve gerçek bir devlet adamlığının “irade ” ve ileri görüşlülüğü ile, elbette ki düzeltilebilir. Bu koşul disiplinle olacaktır.
(Makale 11 KASIM 1974’de Cumhuriyet Gazetesinde Yayınlanmıştır.)
KAPTANLAR KAVGADA :
Devletin yaşantısında itici güç olacak yerde fren olmak durumuna düşülürse o rejimre bir düzensizlik ve şüphe pekala mümkün olacaktır.
Şu an Milli iradeyi temsil eden şahısların kaprisleri, şahsi yetersizlikleri, nazları ve afolunmaz hataları düşündürücüdür. Artık bir Milli seferberlik lazım, milletin duyduğu tedirginliği ortadan kaldırmak gerekmektedir. Buda parlamento sayesinde olacaktır. Parlamentonun içinde bulunanlar kaprislerini bırakmalı, çelişme ve dalaşma yerine sorunlara çözüm bulmalıdırlar.
(Makale 09 ARALIK 1974’de Cumhuriyet Gazetesinde Yayınlanmıştır.)
DOĞUM AĞRISI MI TÜKENİŞ Mİ ?
Milletçe yeniden uyanış, yeniden bir doğuş, yeniden bir düzenleme sağlayacak, laf ebeliği yapmayan, yeni insanlara, gerçek aydınlara gereksinim vardır.
Bugün memleketimizde, kavramlar öyle karışmış, akımlar öyle soysuzlaşmış ve adına politika denilen sefaletle, politikacı denilen şaşırmış insanlar öylesine birbirine girmiş, öylesine itibarsızlaşmışlardır ki, bu durumu Bizans’ın son günlerine benzeten yazarlar bile görülmüştür. İşte bu durum içerisinde;
Milletçe yeniden uyanış, yeniden bir doğuş, yeniden bir düzenleme sağlayacak, laf ebeliği yapmayan, yeni insanlara, gerçek aydınlara gereksinim var.
(Makale 22 MART 1976’da Cumhuriyet Gazetesinde Yayımlanmıştır.)
SONUÇ :
A. KİTABIN ANA FİKRİ :
Yazar Şevket Süreyya AYDEMİR, “Lider ve Demagog” isimli eserinde Türkiye Cumhuriyetinin, kuruluş yıllarından bu yana; büyük önder Atatürk ve Türkiye tarihindeki çatışmaları inceleyip bunlara ışık tutmaya çalışmıştır.
Yazar, eserinde; Türkiye Cumhuriyeti’ni bekleyen tehlikeleri ve tehditleri irdelemiş; zamanın aydınlarına ve gençlerine düşen görevleri açıklamış ve toplumu bu konularda uyarmıştır. Parlamenter sistem içindeki parçalanmaları, ileride kurulabilecek hükümetler açısından çıkabilecek tehlikeleri göz önüne sermiştir. Bunun yanında demokrasi rejimini bekleyen tehkileri de eserinde açıklamıştır.
Şevket Süreyya AYDEMİR’e göre gerçek aydın; hem bilginin ve fikrin bayrağını yüceltir, hem de çağdaşlık ve milliyetçiliğin tohumlarını ülkemizde filizlendirebilir.
B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
Eser; yeni nesile Cumhuriyet ve demokrasiye kasteden tehlikeleri ve kurtuluş yollarını göstermektedir. Bu anlamda yeni nesile görevi hatırlatılmakta ve bu konuda ayrıntılı bilgi verilmektedir.
C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Kitap, yazarın 1960 ve 1970’li yıllar arasındaki dönemden günümüzü görebilmesi, geçmişten bu güne tehditleri ortaya koyması açısından ilginçtir. TSK.personeline tavsiye edilebileceği değerlendirilmektedir.