Kitap özetleri - Kitapözetleri - kitaplar - roman özetleri - hikaye özetleri - E Kitap - Kitap Oku
9 Şub
1.KİTABIN KONUSU: Meliha adında genç bir bayanla Kamil adında bir Osmanlı zabiti arasında yaşanan olaylar ve dönen entrikalalar.
Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Atilla (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959). Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980). Oyunu: Gün Doğuyor (1932).
9 Şub
KİTABIN ADI Hayalleri Olanlar Asla Uyumaz
KİTABIN YAZARI Pat MESITI (Elmas Canan KARDERİN)
YAYINEVİ VE ADRESİ
BASIM TARİHİ MART 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI İnsanların içindeki liderlik özelliklerini ortaya çıkarmak, insanlara başarılı olma yollarını göstermek
KİTABIN ÖZETİ :
Hayatta herhangi bir işe başlamadan önce, çok güçlü bir etkeni aşmak zorundasınız: Kendi önyargılarınız. Size bir kalıp veren şey, hayat, kendiniz, yetenekleriniz, aileniz ve arkadaşlarınız hakkındaki düşüncelerinizdir. Eğer kazanmayı ister ama yapamayacağınızı düşünürseniz, kazanamayacağınız hemen hemen kesindir.
Hiçbir şeye önyargıyla yaklaşmamak gerekir. Bu ilke hayatın her alanı için geçerlidir. Söz konusu olan ister bir iş teklifi, isterse birini sosyal çevrenize dahil etmek olsun, insanlar her zaman sandığınız kadar olumsuz tutumlara sahip olmazlar. Önyargılarınızı değiştirin!
Zaman içinde hepimiz zihnimizde sığınaklar inşa eder ve zorlukla karşılaştığımızda oraya sığınırız. Daha önce bir konuda başarısız olduysak, “bilgisayar”ımız hemen “o konuda iyi değilsin” der ve ondan uzak dururuz. Ama bilgisayarlar gibi zihinlerimiz de yeniden programlanabilir. Bunu iyi yapmanın yollarından biri, günlük onaylamalardır.
Kısaca önyargılar yaşamınızı ve gelişiminizi etkiler, önyargılarınızı değiştirebilirsiniz. Başkalarına önyargıyla yaklaşmayın. Hayalleri olan insan çok güçlüdür, zihninizi yeniden programlamak için günlük onaylama sözleri … konusunda iyiyim, … sahibim, … yapabilirim” ve benzeri sözleri kullanın.
Olaylar istediğiniz gibi gelişmiyorsa, bu bir değişime ihtiyaç olduğunu gösterir. Daha önce yapılanları yaparak farklı sonuçlar almak imkansızdır. John F. Kennedy “Değişim hayatın yasasıdır.” demiştir. Doğa durmadan değişiyor. Örneğin, insan vücudundaki hücreler durmadan yenileniyor, dünya durmadan değişiyor.
Değişimden tek korkumuz değişmemek olmalıdır. Teknoloji, iletişim ve iş yapma tekniklerindeki dev ilerlemeler de, şirketlere daha öncesine göre çok daha fazla para kazandırıyor; eskimiş yöntemlerden vazgeçmeyenler ise hemen geride kalıveriyor.
Kısaca hayatta değişimi sağlamanın tek yolu değişmektir, hayal kuranlar değişimi etkiler; değişim onları değil. Değişim rahatsız edicidir ama olmamasının etkisi çok daha kötüdür. Değişim tamamen doğaldır ve yepyeni bir yaratıcılık ve önderliği ortaya çıkarır. Değişime karşı gelmek yıkıcı olabilir.
Bugün dünyadaki insanların çoğu “vazgeçme” tavrını tercih ederler. Kolay yolu seçer, fazla çaba harcamaya yanaşmazlar. Sadece kestirmek için bir köşeye kıvrılırlar, ama bu şekerleme önce uzun bir dinlenmeye, sonra derin bir uykuya dönüşür. Yalnız unutmayın: Hayalleri olanlar asla uyumazlar.
Nereye gitmek istediğinizi ve bunun için neler yapacağınızı söylerseniz, bu sizi gerer ve yapmanız için motive eder.
Başarıya giden çabuk ya da kestirme bir yol yoktur. Başka insanlardan daha fazla gerilmek, kendini vermek ve çok çalışmak arzuların gerçekleşmesini sağlayacaktır. Her türlü ilerleme gerilmenin sonucudur. Başkalarından daha yükseğe çıkmayı hedefleyin.
“İnsan düşündüğü gibidir” der eski bir ata sözü. Başka bir deyişle siz de kendi düşündüğünüz gibisiniz. “Aklın alabileceği her şeyi yapabileceğine inanmalısın” der W. Clement Stone da. Çok güçlü bir sözdür bu. Aynı anda yalnızca bir düşüncemiz olabilir. Aynı anda hem mutlu hem de kızgın olmamız olanaksızdır. Bir zorlukla karşılaştığınızda seçme yapma şansınız vardır: Ya pozitif ve güvenli olmaya ya da depresyona girip kendimize acımaya karar veririz. “Yapamam”, “nasıl olduğunu bilmiyorum” ve “daha önce yapmamıştım” gibi olumsuz konuşmalarla günümüzü karartırız. Oysa kazanan insan, bunların yerine “yapabilirim” ve “yapacağımı” koyar.
Şu anda olduğunuzdan daha iyi, en iyiden de iyi olmak istiyorsanız, bir seçim yapmak zorundasınız. Doğru tercihler yapmanız ve ne olursa olsun onları tutmanız gerekir. George Eliot şöyle der: “Büyümenin en güçlü ilkesi, insanların yaptığı tercihlerdir.” Dünyada kim durduğu yerde başarıya ulaşmıştır? Hiç kimse. Bu tamamen size bağlıdır.
Her kararınızın doğruluğundan emin olmak istemeniz çok doğaldır. Doğru seçimi yapabilmek için aşağıdaki altı adımlık kontrol listesini kullanabiliriz:
1. Doğru, onurlu ve adaletli olmaktan ne anlıyorum?
2. Yapmak üzere olduğum seçim nasıl sonuçlar verecektir?
3. Hayatımın büyük resmine katkıda mı bulunacak yoksa onu engelleyecek mi?
4. Bu seçimi yaptıktan sonra kendimi nasıl hissedeceğim?
5. Bu seçim çevremdekileri nasıl etkileyecektir?
6. Bu kararı başkaları alsa kendimi nasıl hissederim?
7. İş etkilidir, insanlar değil. Uzun zamandır bir işin içinde olduğunuz halde beklediğiniz başarıyı elde edemediyseniz, durmayın devam edin. İyi seçimler yapıp onları uygulamaya devam edin. Bugün yapacağınız tercihler yarın nerede olacağınızı belirler.
Dr. Denis Waitley, “Being Your Best” adlı kitabında iyi insanlar en son gelir sözünün bir mit olduğunu söyler. Ona göre iyi insanlar daima en iyi bitirirler; aslında onlar gerçekten bitirenlerdir. Kaybedenler ya da vazgeçenler gibi yolun yarısında bırakmazlar.
Bir sporcu, anabolik steroidler kullanarak fiziksel gelişimini hızlandırmak isteyebilir. İyi ahlak, muhtemel bir üne ve zafere feda edilir. Ancak kestirme yollar daha uzun yollara dönüşür ve insanlar gerçek potansiyellerini kaybederler. Geleceğinizi kısa devreye uğratacak kestirme yollara sapmaktansa, sizi bunlara ulaştıracak doğru kararlar alın.
Bugün kim olduğumuz dünkü tercihlerimizin sonucudur. Yarın kim olacağımız, bugünkü kararlarımızın sonucudur.
Zorluklar, bunalımlar hayatın bir parçasıdır. Bunları hepimiz biliriz. Onlarla yaşayamayız, ama onlarsız da kalamayız. “Acı veren şeyler öğretir.” demiştir Benjamin Franklin.
Hayatta başarılı olmanın temel koşullarından biri vizyona sahip olmaktır. Kendine göre bir hayali, fikirleri, yaratıcı yetenekleri ve yenilik getirici becerileri olanlar günlük yaşantıları içinde bu yeteneklerine uygun kanallar açabilenler başarıya ulaşırlar. Vizyonlarıyla yaratıcı olanlar başkalarını da bu yola çekerler. Vizyon, yaratıcı, farklı ve esinlendirici olmalıdır. Bir hayaliniz varsa fırsatlar ayağınıza gelir.
İletişim ve örnek olma vizyonu aktarmada çok önemli bir yere sahiptir. Aşağıda, vizyonu başkalarına daarkadaşlarına aktarabilecek basit ama güçlü stratejiler sıralanmıştır:
1. Vizyonumuz basit olmalıdır.
2. Temel ilkelere bağlı kalın.
3. Vizyonu başkalarının önünde tekrar edin.
4. Vizyonun önemini vurgulayın.
5. İnsanlara vizyona nasıl ulaşacağını gösterin.
6. İnsanların vizyona ulaşmasına yardım edin.
7. Ödül ve başarısızlığın sonuçlarını gösterin.
8. Küçük zaferleri kutlayın.
9. Takımın her üyesine, elde edilen başarıda payları olduğunu hissettirin.
Warren Bennis’e göre, büyük lider olmanın temel özellikleri şunlardır: Yol gösteren bir vizyon, tutku, bütünlük, güven, merak ve cesaret.
Dünyanın böyle bir liderler kuşağına ihtiyacı vardır. Sürekli başarı peşinde koşan öncülere, hayalleri olan ve bunlardan asla vazgeçmeyen hayalperestlere, işini tutkuyla ve dürüstlükle yapan, her koşulda öğrenmeye hazır, denemeye ve risk almaya gönüllü liderlere ihtiyaç vardır.
Bugün hangi felaket rüzgarıyla karşı karşıya olursanız olun, amacınızı bulmaya zaman ayırın ve bütün varlığınızla onu arayın. Hiçbir şey için durmayın. Değişmek gerekiyorsa değişin. Hayalinize odaklanın. Mükemmellik ruhuyla hareket edin; vasat kalmak sizin düşmanınızdır. Kendinizi cehennemden geçiyor gibi hissettiğinizde bile durmayın. Çünkü öbür tarafta kesinlikle çabanıza değecek ödüller vardır.
8 Şub
KİTABIN ADI :ANA
KİTABIN YAZARI :PEARL S.BUCK
YAYIN EVİ :CEM YAYINEVİ
BASIM YILI
SAYFA SAYISI :267
KİTABIN KONUSU :Yazar,bu kitapta Çinli bir anadan evrensel,duygusal bir ana tipi yaratmış ve onun başına gelen ilginç olayları anlatmıştır.
KİTABIN ÖZETİ :
Ana Çin’in küçük bir köyünde kocası,iki oğlu,biir kızı,birde koca ninesiyle yaşamaktadır.Geçimlerini akşama kadar tarlada çalışarak sağlamaktadırlar.Ana çok mutludue;çünkü ailesini çok seviyordur.Kocası ise artık sıkılmaya başlamıştır.Çünkü yaptığı işin geliri çok azdır.Çok para kazanmayı ister.Bir gün ana kocası ile kavga eder.Bunun üzerine kocası kimseye haber vermeden,bir daha dönmemek üzere evi terkeder.Ana buna çok üzülür.Ölmeyi ister.Ama bakması gereken üç tane çocuğu vardır.Onlar için tekrar tarlada çalışmaya başlar.Köylünün kendisinin terk edildiğini anlamaması içinde çeşitli yalanlar söyler.Aradan yıllar geçer.Artık büyük oğlu çalışacak zamana gelir.Evin geçimi artık ona aittir.Oğlan evlenir.Daha sonra kör kızı evlenir.Ama birkaç ay sonra ölür.Ana buna çok üzülür.Bir yandanda oğlunun çocuğu olmuyordur.Küçük oğlu ise artık eve çok az uğrar olmuştur.Komünistlik denen bir gruba üye olmuştur.Ve çok kötü işler yapmaya başlamıştır.Ana başına gelen bu uğursuz olayları geçmişte işlediği kötü bir suça bağlamaktadır.Kocasının kendisini terkettiğinin yedinci yılında bir erkekle birlikte olmuştur.Şimdi neden benim günahımı evlatlarım çekiyor diye sızlanmaktadır.Ananın o kötü dönemlerinde tek dostu yenge idi.Ana bir gün küçük oğlunun zindana girdiğini duyar.Onu kurtarabilmek için herşeyini harcamak ister;ama oğlunu kurtramaz.Ananın oğlunu asarlar.Büyük oğlu anasını eve getirir.Ana eski bir mezarın başına gider ve boşalıncaya kadar ağlar.Sonra büyük oğlu ana müde,torunun oldu diyerek koşarak gelir.Ana bütün acısını sanki unutur ve mutlu olur.Ve o kadarda bahtsız olmadığını anlar;çünkü oğlunun oğlu olmuştur. KİTABIN ANA FİKRİ :Ne olursa olsun hiçbir zaman yaşama gücümüzü yitirmemeliyiz.Çünkü bizi mutlu edecek küçük bir şey olabilir.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
ANA :Çalışkan,güzel,yiğit bir kadındır.Dürüstlüğü nedeniyle çok sevilir.Ancak kocasının kendisini terketmesini kendine yedirememiş ve yalan söylemiştir.
KOCASI :Yakışıklı,sessiz,sakin birisidir.Anayı terketmiştir.
BÜYÜK OĞLAN:Yiğit ve çalışkan birisidir.Tek düşündüğü evidir.
YENGE:Dürüst ve güvenilir bir kadındır.Ananın en iyi dostudur.Ananın bütün sırlaeını bilir.
KÜÇÜK OĞLAN:Aynı babası gibidir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Güzel ve duygusal bir kitap.İnsanın mücadele gücünü arttırıyor.İnsanın yaptığı hatadan ders almasını sağlıyor.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Amerikan edebiyatının tanınmış kadın romancılarından Buck,26Haziran 1892’de Amerika’nın Batı Virginia eyaletinin,Hillsboro kazasında doğmuştur.Amerikan romancılığında;Doğu’yu özellikle Çin’I ve Çin hayatını işlemekle üne kavuşmuştur.Buck,romanlarında çocukluğundan beri aşık olduğu Çin’I anlatmış ve onun büyülü dünyasını yansıtmaya çalışmıştır.
31 Oca
KİTABIN KONUSU :
Bir genç kızın hayallerinin son bulması.
KİTABIN ÖZETİ :
Tarık, Feriha’yı seven fakat geçmiş yaşamında farklı kadınlarla birlikte olan birisidir. Feriha ile bir köy bahçesinde buluşurlar. Tarık, kendine ait olan bir dünya kurmuş ve bu dünyanın içerisine yalan, kin, nefret gibi duyguları sokmamıştır.Tarık’ın kardeşi Feride, Ahmet’i sever, ama ailesine bu sevgisini açıklayamaz. Çünkü Ahmet bir isyancıdır. Fakat Feride’nin Ahmet ile birlikte olmasından sonra sessizleşmesinden annesi olanları anlar ve Feride’ye bağırıp çağırır.
Feriha, Tarık’a o zamana kadar yalan söylemiştir. Ama son günler yalan söylediğini sezer. Feriha’nın Paris’te arkadaşlarına özenerek, yaşlı bir adamla evlenip Paris’e yerleşme isteği gün geçtikçe artar. Arkadaşının İstanbul’a gelmesiyle buluşurlar, ama arkadaşını çevrenin sevmemesinden dolayı bu buluşmalar gizli olur. Feriha, Tarık’ı gerçekten sever, ama Paris’e gitme fikri de ona cazip gelir. Feriha’nın babasının ölmesi evde daha da sıkı yönetim ilan edilmesine neden olur. Feriha’nın abisi ne Paris’ten gelen arkadaşalrıyla ne de Tarık ile görüşmesine izin vermektedir. Feriha’nın rahat bir hayat yaşama isteği galip gelir ve arkadaşıyla Paris’e gitmeye karar verir. Yaşlı bir adamın metresi olacaktır. Bunu öğrenen abisi önce dışarı çıkması yasaklar daha sonra Feriha’yı odasına kilitler. Feriha içeride arka arkaya sigara içmeye başlar. Bu sırada Tarık’ın burnuna yanık kokuları gelmektedir. Ama hiçbir yer yanmamaktadır. Feriha sigarayı yakmak için çakmakla uğraşırken yatağın çarşafını yakar. Kaçmak istemesine rağmen odanın kapısı kilitli olduğu için dışarı çıkamaz. Duman kokusunu alan hizmetçi abisini kaldırır. İçeri girdiklerinde çok geç kalmışlardır. Artk Feriha hayata gözlerini yummuştur. Feriha’nın not defterinde “Biz, hepimiz sadece kendimizi düşündüğümüz için yalnızız ve yalnız kalacağız” cümlesini okuyunca kızın üstüne çok yüklendiklerini anlarlar, ama çok geç kalmışlardır.
KİTABIN ANA FİKRİ : İnsanlar dertlerini paylaşmalı, yalnız başlarına sıkıntılarını içlerine atarak sıkılmamalı, düşüncelerini açıkça söyleyebilmelidir.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ :
Feriha, Feride ve Tarık aynı ailenin çocuklarıdır. Olaylar çok çabuk geçmiş, fakat oldukça ilginçtir.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Yazar, açık ve sade bir dil kullanmış oldukça anlaşılır bir ifade kullanmıştır. Her gencin okumasını tavsiye ederim.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ :
PEYAMİ SAFA
İstanbul’da 1899 yılında doğdu. Servet-i Fünün şairlerinden İsmail Safa’nın oğludur, iki yaşında iken ,Sivas’ta sürgünde bulunan babasını kaybetti (1901).Dokuz yaşında iken sağ elinin ekleminde kemik hastalığının başlaması,13 yaşında iken de hayatını kazanmak zorunda kalması yüzünden düzenli okul ögrenimi göremedi, kendi kendini yetiştirdi.Birinci Dünya Savaşı yıllarında ögretmenlik yaptı. 15 Haziran 1961’de İstanbul’ da öldü.
Öykü: Gençliğimiz (1922), Siyah Beyaz Hikâyeler (1923), İstanbul Hikâyeleri (1923), Aşk Oyunları (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Ateşböcekleri (1925).
Roman: Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Sözde (1925), Canan (1925), Şimşek (1928), 9. Hariciye Koğuşu (1931), Atilla (1931), Fatih - Harbiye (1931), Bir Tereddüt Romanı (1933), Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1947).
Oyun: Gün Doğuyor (1937).
19 Oca
1.KİTABIN KONUSU : İnsanlığı materyalizmin kör çenberini kırmağa, kendini kaybettiği ruhunu bulmaya çağırmaktadır.
Asrımızda insanın bütün problemleri bu noktada düğümlenmektedir. Ve Allah’ı bilmedikçe, insanlık buhrandan buhrana yuvarlanacak, huzur ve sükun bulamayacaktır.
2.KİTABIN ÖZETİ : Peyami Safa’nın Yalnızız adlı romanında Simeranya, ütopyaların gerçek olduğu düşsel bir ülkedir. Safa, romanında, mevcut toplumun eleştirisi için, Rilke’nin “Malte Laurids Brigge’nin Notları” kitabından şu bölümü aktarır; “Düşünüyor, mümkün müdür, henüz hiçbir Gerçek ve Önemli, görülmemiş, bilinmemiş, söylenmemiş olsun ve binlerce yıl, tereyağlı bir dilim ekmekle bir elma yenen bir okul teneffüsü gibi kaybedilmiş olsun? Evet, mümkündür. Mümkün müdür, icatlara, ilerlemelere rağmen, kültüre, dine, felsefeye rağmen hayatın yüzeyinde kalınsın? Mümkün müdür, bilinmesi yine de kazanç olan bu yüzey bile; yaz tatillerinde salon mobilyaları gibi, aklın alamayacağı kadar yavan bir kılıfla kaplansın? Evet, mümkündür. Mümkün müdür, bütün dünya tarihi yanlış anlaşılmış olsun? Mümkün müdür, ölen yabancıdan söz edecek yerde, çevresine üşüşen kalabalığı anlatır gibi, hep yığınların lafı edildiği için, geçmiş yanlış olsun. Evet, mümkündür.”
Peyami Safa, bu eserinde insanlığı materyalizmin kör çenberini kırmağa, kendini kaybettiği ruhunu bulmaya çağırmaktadır. Asrımızda insanın bütün problemleri bu noktada düğümlenmektedir. Ve Allah’ı bilmedikçe, insanlık buhrandan buhrana yuvarlanacak, huzur ve sükun bulamayacaktır.
3. KİTABIN ANA FİKRİ : Günümüzde insanın bütün problemleri kendi ruhunu keşfedememesidir. Bunu yapabildiğimiz taktirde yaşamımız anlam kazanacaktır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Kitapta olaylar kişinin kendi ruhunu tanıyamaması sonucunda gelişen karamsarlık ve çıkmazlar üzerine gelişmektedir.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Bana göre kitap kendimizi tanımamıza yardımcı oluyor ve içinde bulunduğumuz zor durumlarda yapmamız gerekenleri bize öğretiyor
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ : Peyami Safa
(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul’da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa’nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul’da öldü
ROMANLARI: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Atilla (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959). HİKÂYELERİ:Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980). Oyunu: Gün Doğuyor (1932). İnceleme- denemeleri: Türk İnkılâbına Bakışlar (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939), Millet ve İnsan (1943), Mahutlar (1959), Mistisizm (1961), Nasyonalizm (1961), Sosyalizm (1961), Doğu-Batı Sentezi (1963), Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970), Osmanlıca-Türkçe- Uydurmaca (1970), Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971), Din-İnkılâp-İrtica (1971), Kadın-Aşk-Aile (1973), Yazarlar-Sanatçılar- Meşhurlar (1976), Eğitim-Gençlik-Üniversite (1976), 20. Asır- Avrupa ve Biz (1976). Ders Kitapları: Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (I-IV, 1929), Yeni Talebe Mektupları (1930), Büyük Mektup Nümuneleri (1932), Türk Grameri (1941), Dil Bilgisi (1942), Fransız Grameri (1942), Türkçe İzahlı Fransız Grameri (1948).