Kitap özetleri - Kitapözetleri - kitaplar - roman özetleri - hikaye özetleri - E Kitap - Kitap Oku
2 Mar
1.KİTABIN KONUSU:
Kezban isimli genç bir kızın ,uğradığı haksızlık sonucunda, kendisi ve mağdur duruma düşen halk için ,zalimlere ve halkı soyan kişilere karşı yaptığı mücadele anlatılıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Kumdere isimli bir köyde yaşlı bir ihtiyar ile Kezban isimli kızı yalnız yaşamaktadır.
Daha fazla…Bu ihtiyar biraz mal ve mülk sahibi idi.Yörük Hoca isimli bu ihtiyar köyün fakirlerine ,dullarına ve öksüzlerine yardım ederdi.Fakat bu ihtiyar düzenin bozulmasından dolayı büyük bir huzursuzluk içinde idi.Bunun için de ağzından‘Ah bir genç olsam!’ sözleri hiç düşmüyordu.Köylüler tarafından da sevilen Yörük Hoca, evinde düzenlediği toplantılarda bu konuları onlara da anlatırdı.
Kumdere Köyü’nün yakınlarında ovanın en zengin köyü olan Küçükalan isimli bir köy bulunmaktaydı.Eseoğlu isimli faizci Küçükalanlıların hepsine faize bağlamıştı. Bu yüzden de borcunu veremeyen Küçükalanlıları mahkum etmişti.Yörük Hoca Eseoğlu’nun ne kadar kötü bir adam olduğunu bildiği için zavallılara haber göndermişti.Fakat sözünü dinletemedi.İşte sonunda Eseoğlu bütün arazilerini zaptetmişti.Eseoğlu aynı planı Kumdere’ye uygulayamadığı için biraz hırslıydı.Bu yüzden bütün memurları ve devlet görevlilerini kışkırtıyordu.Her yeni gelen kaymakama burasının eşkıya yatağı olduğunu söylüyordu.Halbuki Kumdere halkı ,kendi geçimlerini kendileri sağlardı.Ova işleri ve avcılıkla uğraşan halkın hiçkimseye zararı yoktu.
Bir gün kasabadayken Yörük Hoca ile Eseoğlu karşılaşır.Yörük Hoca o sıralar harmanı yeni sattığından biraz para sahibi idi.Eseoğlu Biraz borç para ister.Yörük Hoca’da istediği parayı verir.Üç sene geçmesine rağmen Eseoğlu hala borcunu vermemiştir.Fakat Yörük Hoca Eseoğlu’ndan borcunu almaya karalıdır.Bir gün Yörük Hoca borcunu almak için Eseoğlu’nun yanına gider.Olmusuz bir tepkiyle karşılaşan Yörük Hoca borcunu alamamıştı.Bütün bu ısrarları sonucunda Eseoğlu’nun kahyasının kardeşi tarafından öldürülür.Kızı Kezban’a bu haber tez ulaşır.Bu haber karşısında Kezban adeta yıkılmıştı.Olduğu yere çökerek ağlamaya başladı.Sonradan Kezban babasının ölüsüne gitmeye karar vermişti.Hiç durmadı ,dinlenmedi.Bir an evvel babasına kavuşmak istiyordu.Sonunda çiftliğe ulaşmıştı.Hala babasının kim tarafından , niçin vurulduğunu düşünüyordu.Bir taraftan da bunu Eseoğlu’nun başkasının yaptıramayacağını düşünüyordu. Çünkü Eseoğlu başta babasını olmak üzere bütün köylünün düşmanıydı.Kezban kahyanın yanına varmıştı.Kahya önce Kezban’ı baştan aşağı süzdü.Sonra Kezban’a babasının büyük bir bela olduğunu ve başlarını derde sokmamak için öldürdüklerini büyük bir keyifle anlatıyordu.Kezban donmuş kalmıştı.Sonra Kezban’ı babasının ölüsünün yanına götürdüler.Kezban uşağa da babasını kimin öldürdüğünü sordu.Fakat yanıt alamamıştı.Ertesi gün Yörük Hoca’nın ölüsü bütün köylüler tarafından köye götürülüyordu.Hoca’nın yakın arkadaşları’Senin öcünü kim alacak?’ diye bağırıyorlardı.Kezban vuranı bulmaya karalıydı.Bunun için heryere başvurmuştu.Fakat hiçbir sonuç alınamadı.Eseoğlu’nun çobanlarına da hep babasının nasıl vurulduğunu sorardı.Sonunda aptal ve saf bir kişiliğe sahip bir çobandan babasını kimin vurduğunu öğrenmişti.Şimdi sırada babasını öldürenlerden öcünü almaya gelmişti.Kezban öcünü bir bir almıştı.Babasının kanı yerde kalmamıştı.Bundan sonraki tek hedefi ise köylüyü soyan ,masum insanlara zulüm eden haksızlara karşı mücadele etmekti.Onun bu cesareti halk tarafından da beğenilmişti.Kezban artık Yalnız Efe ismiyle anılmaya başlamıştı.Kendisini sadece kadınlar ve genç kızlar görebiliyordu.Yalnız Efe’nin kız olduğunu bilmeyenler ise duyunca çok şaşırıyorlardı.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Haksızlığa uğradığımızda hakkımızı sonuna kadar savunmalıyız ve bizi mağdur duruma düşürenlerle sonuna kadar mücadele etmeliyiz.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Köylülerin Eseoğlu’ndan borç almaları olayların büyümesine neden olmuştur.Eseoğlu bu şekilde köylüleri zor duruma düşürmüştür. Kezban’ın vermiş olduğu mücadele ve göstermiş olduğu çaba onu sonuca götürmüştür.Yörük hoca iri yapılı bir fiziğe sahiptir.Köylüye ve mağdur durumda bulunanlara gösterdiği yardımlarla canayakın ve yardımsever birisi olarak tanınırdı.Kızı Kezban da ,babası gibi iri yapılı bir fiziğe sahiptir.Bunun yanında da çok güzel bir kızdir.Mücadeleci kişiliğiyle istediği herşeye ulaşmıştır.Eseoğlu;imansız,dinsiz, merhametsiz bir faizciydi.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Yalnız Efe Romanı öğretici bir roman olması yanında, verdiği mesajlarla da zaman zaman düşündürücüde olmuştur.Daima mücadeleci bir kişiliğe sahip olmamız önerilmektedir.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Ömer Seyfettin(Balıkesir 1884-İstanbul 1920)Harbiye’yi bitirip subay çıktıktan sonra çeşitli yerlerde görev yaptı. Kendini yalnız edebiyata vermek ve hayatını kalemiyle kazanmak isteğiyle, öğrenim parasını ödeyerek askerlikten ayrıldı.(1910)Genç Kalemler Dergisi’nde çalıştı.Kimi hikayelerinde yaşadığı dönemin Osmancılık,Türkçülük,Batıcılık gibi siyasal akımlarını ele almıştır.Çoğu hikayelerinde mizah çeşnisi vardır.en önemli esreleri;Efruz Bey,Harem, Kaşağı,Falaka,And,Kurumuş Ağaçlar,Keramet,Sanduka’dır.
2 Mar
| KİTABIN ADI | Benim Adım Kırmızı |
| KİTABIN YAZARI | Orhan PAMUK |
| YAYINEVİ VE ADRESİ | iİetişim Yayınlar-istanbul |
| BASIM TARİHİ | Aralık 1998 |
KİTABIN ÖZETİ :
Benim Adım Kırmızı; Orhan PAMUK imzalı “Cevdet Bey ve Oğulları, Sessiz Ev, Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat” gibi eserlerden sonra farklı bir tarzda yazılmış. Orhan Pamuk da son kitabını “en renkli ve en iyimser romanım” olarak nitelendiriyor.
Konusuna gelince;
Biraz geçmişe gidiyoruz. 1591 senesi, kış ayları, İstanbul. İki erkek çocuğu annesi güzeller güzeli Şeküre’nin kocası dört yıldır savaştan dönmemiştir. Çocukluk aşkı, yeğeni Kara ise aşkını açıkladığı için evden kovulmuş ve ancak on iki sene sonra İstanbul’a dönebilmiştir. Döner dönmez de hala çok sevdiği Şeküre ile evlenmenin yollarını arar.
Babası ve iki çocuğu ile birlikte kalan Şeküre’nin gönlü hem Kara’da hem de kocasının kardeşi Hasan’dadır. Şeküre’nin babası yani Kara’nın eniştesi Padişahın emri ile gizli bir kitap yaptırmaktadır. Kitabın gizli Avrupai usuller kullanarak resmetmekten gelir. Enişte Efendi Osmanlı sarayının ünlü nakkaşları Kelebek, Zeytin ve Leyleği kitabın nakışlarını yapmaları için görevlendirir. Tezhibi de Zarif efendi yapmaktadır. Koyu bir taassup içinde olan Erzurumlu Hoca Efendi ve taraftarları ise geleneklere ve dine aykırı bir şeyler çevrildiğini anlamıştır ve Zarif Efendi de bu düşüncededir. Her gece kahveye toplanan nakkaşlar ve hattatlar bir meddahın resimlerle anlattığı sivri dilli ve Erzurumlu Hoca karşıtı hikayelerle eğlenirler. Zarif Efendinin işlerine köstek olacağını anlayan nakkaşlardan biri Zarif Efendiyi öldürür. Romanın geriye kalan kısmı katilin bulunmaya çalışması, nakışta üslup ve imzanın yeri, doğru ve batının yeri üzerine kahramanların düşünceleri ile örülüdür. Böylece kitap bir çok eğlenceliği bir arada barındırmaktadır aslında…
Eski resim sanatının incelikleri ve düşünce yapısı ile ilgili türlü hikayeler ve bilgiler, eski; İstanbul’un dar sokaklarında gezintiler, bohçacı kadınlar, incili yastıklar, fıstık yeşili feraceler, kırmızı yelekler kuru kayısılı pilavlar, hoşaflar, tarhana çorbaları… Tabii bunun yanında kelle uçurmalar, gözlerine iğneler batıranlar ve daha türlü kan kokulu sahneler de mevcut. Katilin kimliğini bulmaya çalışmak bile kitabın sonuna kadar yeterince oyalayıcı. Osmanlı tarihi ve eski resim sanatı ile fazla ilginiz yoksa bazı bölümleri fazla uzatılmış ve tekrar edici bulabilirsiniz. Bunu da romanın kusuru sayalım. 470 sayfalık ince ince kurgulanmış bu romanın son sayfasını çevirip de kapağını kapattığınızda gül ve küf kokularıyla kaldırmadan önce gülümsediğinizi fark edeceksiniz.
SONUÇ :
KİTABIN ANA FİKRİ :
Hayatta karşılaşılabilecek her türlü olumlu veya olumsuz şartlar karşısında dahi yaşama ümidi ve sevinci kaybedilmemelidir.
B. KİTABIN HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
“Benim Adım Kırmız” adlı kitap Orhan PAMUK’un diğer romanlarına göre farklı tarzda yazılmıştır. Yazar kitabından “en renkli ve en iyimser romanım” diye bahsetmektedir.
C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Kitabın bazı bölümleri, Osmanlı Tarihi ve Eski Resim Sanatı ile özellikle ilgilenen personel için hariç, fazla uzatılıp, tekrar edici mahiyette olduğundan sıkıcı bulunabilir. Lüzumsuz tekrarlar kaldırılırsa zevkle okunabilecek bir roman olabilir.
Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
2 Mar
KİTABIN ADI : HAREM
KİTABIN YAZARI : ÖMER SEYFETTİN
YAYIN EVİ : BİLGİ YAYIN EVİ
YAYIN ADRESİ : MEŞRUTİYET CAD. 46/A YENİŞEHİR ANKARA
BASIM YILI : 1918
KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Sermet, hikâyede karısına biraz daha hoşgörülü davranabilirdi. Gelen misafirlere sevmese bile iyi davranabilirdi. Burada örf ve adetlerin biraz dışına çıkılmış ve kaba bir insan olarak gösteriliyor. Nazan, piyano çalan güzel bir bayan. Kendisi kocasına göre daha hoşgörülü ve daha cana yakın. Misafirlerin ortasında kocasıyla kavga etmeden onu bir odaya çekerek konuşması da bir başka olgunluğunu gösteriyor. Refi, biraz saf bir adam. Kadın elbisesi giyip bir kadının yanına gidebilecek kadar da kadına düşkün biri. Meliha, içi fesat dolu bir bayan. Hiç utanmadan, sıkılmadan, vicdanı sızlamadan mutlu bir ailenin hayatına son veriyordu. Hikâyede bulunan diğer şahıslar; Rihter, Süleyman, Baria Mahmud, Sabih Hüsnü, Madam Zehra Rıza. Hikâyede bunlardan fazla söz edilmiyor. Sadece yardımcı kahraman olarak bulunuyor.
KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Hikâye kolay anlaşılabilmektedir. Yalın bir anlatımla yazılmış. Süslü yazıdan kaçınılmıştır. Bu şekilde okuyucunun hikâyeyi kolay anlamasını, olayları kolay takip edebilmesini sağlıyor.
KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ : Ömer Seyfettin, 1884′de Gönen’de doğmuştur. Binbaşı Ömer Şevki Bey’in oğludur. Küçük yaşta, ailesi ile İstanbul’a geldi (1892). Aksaray semtinde Mekteb-i Osmaniye adlı özel okulu (1893), Eyüp Askeri Rüştiyesi’ni (1896), Edirne Askeri İdadesi’ni (1900), Mekteb-i Harbiyeyi Şahane’yi (1903) bitirdi. Asteğmen olarak Kuşadası Redif Taburun’da (1903-1906) görev aldı. İzmir Jandarma okulunda öğretmenlik yaptı(1906-1908). Sonra Selanik ordu merkezinde, Manastır, Pirlepe, Köprülü ve Cumayı Bala’da çeşitli askeri görevlerde bulundu. Hareket Ordusu ile İstanbul’a geldi (1909). Oradan Selanik’te bulunan Ali Canip’e edebiyat alanında, özellikle dilde yapmayı düşündüğü yenilikleri bilidren mektuplar yazdı. Bu mektupların etkisi ile Genç Kalemler dergisi yeniden düzenlendi. Ziya Gökalp’ın de katıldığı yeni bir edebiyatçı topluluğu doğdu. Ömer Seyfettin bu sırada, ordudan ayrılarak Selanik’e gitti (1911). Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine yeniden silah altına alındı (1912).Yunanlılara esir düştü ( 20 Ocak 1912). On ay Atina yakınlarında Nafliyen esir kampında kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra İstanbul’a döndü (1913). Ölümüne kadar Kabataş Erkek Lisesi’nde öğretmenlik yaptı (1920). Ara sıra şiir de yazan Ömer Seyfettin edebiyat alanında hikayeleri ile önem kazandı. Servet-i Fûnun Edebiyatı’nın ağdalı Arapça ve Farsça kavramlarla yüklü diline karşılık hikâyelerinde arı Türkçe’yi kullanan Ömer Seyfettin, bu konuda yeni bir akımın öncüsü oldu. Genç Kalemler dergisinde yayımladığı ilk hikâyeleri ile ün kazanmaya başladı. Hikâyelerin konusu genellikle toplum hayatıdır. Hikâyelerinde tabi Türkçe’nin yanı sıra milli uyanışa, Türk toplumunun özünü kuran yerli ve gelenekçi unsurlara, tasvir ve tahlilinden çok olaya, olayı doğuran ilkelere önem vermiştir.
26 Şub
Oktay Sinanoğlu’nun dilinden Türkçe’nin elimizden kayıp gidişini anlatan muhteşem eseri
“Insanlar istedikleri dili ögrensinler, ama egitim bir ülkenin kendi diliyle yapilir. Az bilenlerin hiç bilmeyenlere ögrettigi bilim, bilim degildir.” diyor.
Örnekler veriyor, milletlerin yabanci dille egitim yaparak kimliklerini, bagimsizliklarini nasil kaybettiklerini, ama buna karsilik sömürgecilerin nasil kazandigini anlatiyor. Ve bunlari anlatan deha, yillarini Amerika’nin en büyük üniversitelerinde hocalik yaparak, dünyada konferanslar vererek geçirmis bir kisi.
(more…)
23 Şub
1.KİTABIN KONUSU:
Herşeyi olan,zengin ve genç yaşta dul kalmış birinin yanıda çalışanlara yaptıgı baskılarla,onları istediği standartlara getirme çabası…
2.KİTABIN ÖZETİ
A-)YÜKSEK ÖKÇELER:Hatice Hanım,pek genç dul kalmış zengin bir hanımdır.13 yaşındayken 60 yaşında yaşlı ve hastalıklı bir erkekle evlenmiştir.Hatice Hanım başlıca merakı temizlikle namusluluktu.Göztepe’deki köşkünü hizmetçi Eleni ile evletlığı Gülter’le beraber temizler,aşçısı Mehmet’İ her gün traş ettirir.Bolulu oğlanı tepeden tırnağa beyazlar giydirirdi.Evdeki çalışanları çok namusluydular.Kileri kitlemez,paraları meydanda dururdu.Evdeki çalışanlarına kimseyle konuşmamalarını öğütlerdi.Birgün Hatice Hanım’ın birden başı döndü ve bayıldı.Doktor hastalığının sebebini Hatice Hanım’ın yüksek ökçeli ayakkabılarına bağladıve ona ökçesiz ayakkabı önerdi.O günden sonra evdekilere söz dinletemez oldu.Kiler de artık boşalmaya başlamıştı.Bir gün mutfağın kapısını gelen sesler üzerine açtı ve aşçıyla çalışanları fingirdeşirken gördü bu olay sonucunda hepsini evinden kovar.Ardından eve çok çalışan aldı,ama sonunda yine ökçeli ayakkabıları giyer oldu,hastaydı ama kafası rahattı.
B-)BAHARIN TESİRİ:Ahmet bir bahar sabahı büyük bir dinçlikle uyanır,yürüyüşe başlar.İstanbul kenarlarındaki evinden şehre doğru yürür.Vapurla Taksim’e geçer,burda kahvaltı yaptıktan sonra eski arkadaşlarından Sermet’le görüşür.Sermet Ahmet’I eve çay içmeye çağırır.İkisi beraber evin yolunu tutarlar.Ahmet Bey burda Sermet’in teyzesi Mediha’yla tanıiır ve ona aşık olur.Eve geldiğinde günler boyu onu düşler,uyuyamaz olmuştur.Bunu açıklamak ister Mediha’ya.Bu olaydan arkadaşı Mehmet Bey de haberdar olur.O da Ahmet Bey’e bunun bir bahar esintisi olduğunu söyler.Onun bir kasabaya gitmesini,orada bu olayı unutacağını söler ve dediği gibi de olur.Eve geldiğinde Mediha’nın hayalini bile hatırlamaz olur.Ve bu tatlı bahar esintisini unutur.
C-)ÇİRKİNLİĞİNİ ESRARI:Nihat 50 yaşlarında bir beydir.Bir gün herzamanki akşam yürüyüşlrinden birine çıkar ve aniden bastıran yağmura yakalanır.Civardaki arkadaşı olduğu bir eve saklanır.Evin küçük hanımı uyumakta arkadaşı da evde bulunmamaktadır.Hizmetçi eve girmesini ve dinlenmesini söyler.Küçük hanım uyanır ve Nihat beyle sohbete başlar,derken 20 yaşlarındaki kız Nihat Bey’e aşık olduğunu dile getirir.Nihat’ın bu olay hoşuna gider ama kızı yaşındaki biriyle bu tür şeyler konuşmayı kendine yakıştıramaz ama kız ikna olmaz.Nihat mademki yaşlı kişilere merakın var sana birini tasvir edeyim der ve kasabadaki yaşlı,en çirkin adamı anlatır veveden ayrılır.Birkaç ay sonra Sükude’nin bu çirkin kişiyle evlendiği haberini duyar.Bu olayın gençliğin tecrübesizliğine ve çirkinliğin esrarına bağlar.
D-)NEZLE:Masume Hanım 40 yaşlrında dul bir hanımdır.Evinden kasabanın eğlence yerine gidiyorlardı.Bu eğlence her yıldüzenlenmekteydi.Yolda kaç yıldır dul olduğunu ve bir türlü istediği gibi genç kuvvetli bir erkek bulamamıştı.Aniden faytoncusu Himmet gözüne çarptı ve hoşuna gitti.Ona direk beğendiğini söylemeyi gururuna yediremedi.Ona bir takım olaylar ve laflarla belli etmeye çalıştı.Fakat Himmet olayı kavrayacak kadar zeki ve cin fikirli olmadığından anlayamadı.Bunun üzerine Masume Hanım;Himmet’e Allah belanı versin diyerek bu aşkı unutmaya karar verdi.
E-)BİR VASİYETNAME:Kahramanımız 40 yaşlarında zengin,çapkın,yakışıklı bir adamdır.Bir gece bu zevkli,neşeli hayattan sıkılır ve intihara kara verir.Ardından yağenine bir vasiyetname yazar ona elli binlira bıraktığını,bu parayı nasıl harcayacağını anlatır.Gece bitmiş sabah olmuş fakat intihar edememiştir.Çünkü gece arkadaşlarından Julide gelmiş ve onu tekrar bu hayatın içine sokmayı başarmıştır.Bununm üzerine yeğenine bir not yazar:Yeğenim ben Monoca’ya gidiyorum,elveda sevgili yeğenim,elvada!…
3.KİTABIN ANA FİKRİ
Yanımazdaki çalışanlara bazı yaptırımlar yaptırarak onlara güzel davranışlar kazandıramayız.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Hatice Hanım :60 yaşlarında genç yaşta dul kalmış zengin ve temizlik hastası bir bayan
Eleni:Evin hizmetçisi
Gülter:Hatice Hanım’ın evlatlığı
Mehmet:Evin aşçısı
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞ
Kitap 1984 basım olduğu için dilinin anlaşılması çok zor fakat kitap içindeki hikayeler çok zevkli olduğu için kişi elinden bırakamıyor.
6.KİTAP YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
28.2.1884 tarihinde Gönen’de doğdu. Öğrenimine Gönen’de başlayan Ömer Seyfettin, Ayancık’ta ve annesiyle birlikte geldiği İstanbul’da Aksaray’daki Mekteb-i Osmaniye’ye devam etti, Eyüp’teki Baytar Rüşdiyesi’ni bitirip asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadi’sine yazıldı (1893), bir müddet sonra da Edirne Askeri İdadisi’ne naklolarak öğrenimini burada tamamladı. Daha sonra İstanbul’da Mekteb-i Harbiye’ye gelen Ömer Seyfettin, piyâde mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun oldu. Teğmenlikle İzmir’de (1903-1910), sonra üsteğmen olarak Rumeli’de görev yaptı (1908-1910). Askerlik’ten ayrılıp Selanik’e gelerek, Genç Kalemler dergisinde yazmaya başladı. Balkan Savaşında tekrar subay olarak orduya döndü, Yunanlılar’ın elinde bir yıl kadar esir kaldı. Esareti sırasında da öykü yazamaya devam ederek bunları Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zakâ dergilerinde yayımladı. İstanbul’a dönünce ordudan ikinci kez ayrılıp, ölümüne kadar Kabataş Lisesi edebiyat öğretmenliği yapan Ömer Seyfettin, 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul’da öldü..
Öykü Kitapları
Sağlığında, Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1910), Harem (1918), Efruz Bey (1919) adlı hikâye kitapları yayımlandı. Bilgi Yayınevi Bütün Eserleri adıyla yazarın tüm çalışmalarını 16 kitapta topladı. Ömer Seyfettin’in bu seriden basılan öykü kitapları şunlar: Kahramanlar, Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Mabet.