C harfi | Kitap Özetleri,Kitap özeti,kitaplar,Kitap Oku,E-Kitap,Kitap İndir

Kitap Özetleri,Kitap özeti,kitaplar,Kitap Oku,E-Kitap,Kitap İndir

Kitap özetleri - Kitapözetleri - kitaplar - roman özetleri - hikaye özetleri - E Kitap - Kitap Oku

C harfi’ kategorisi için arşiv

KİTABIN ADI : Zulüm Dağları Aşar- Çanakkale İçinde
KİTABIN YAZARI : Rahmi ÖZEN
YAYIN EVİ : Kalkan Matbaacılık
BASIM YILI : 2000

Kitabın Konusu

Yüzyıllarca başarıdan başarıya koşan, zafere doymayan Türk milleti 19 ncu – 20 nci yüzyılın sonlarında toprak kaybetmeye başlamış ve nihayet 20 nci yy. ilk çeyreğinde, koskocaman imparatorluk küçüle küçüle elinde sadece anavatan Anadolu kalmıştır. Düşman, ayağı, kolları kesilmiş hasta adama son vermek için Çanakkale’den İstanbul’a hareket eder.Modern silahlarla donatılmış düşman, paslı süngü ile durdurulur(Çanakkale’de Anadolu halkının ve bunlardan bir kesit olarak Kastomonu ahalisinin yaptıkları fedakarlıklar anlatılmıştır.).

Kitabın Özeti

1910 yıllarında , Osmanlının gide gide küçüldüğü bir dönemde olay cereyan etmektedir. Anadolunun küçük güzel bir köyünde, babasını, eşini ve kardeşini kara düşmanla şavaşırken şehit veren Fatma hanım henüz üç aylık evli olan oğlunu savaşa göndermenin verdiği hüznü ve mutluluğu iç içe yaşıyor. Ağıtlar ince bir ezgiyle taze gelinlerin yiğitlerine hicranları: “Ağamı yolladılar Yemen iline
Çifte tabancalar taktı beline
Duvağımı takalı onbeş gün oldu
Ayrılmak mı olur yeni geline.”

Bu ağıtlar köyün sokaklarından yankılanıyor.”Yaktı Hocam gelinlerin acıklı ağıtları içimi” Şair diyor ve diyor köyün imamı Abdullah Efendi’ye . Şair ve Abdullah Efendi kolkola takılıp imparatorluğun yaşadığı karanlık günleri düşünerek adım adım yol alıyorlardı.
Bir kaç hafta sonra, postacı Ali’ye her zamanki gibi elindeki zarfı muhtara verdi. Zarfta Ahmet’in şehit olduğu ve İtalyanların Bingazi’yi aldığı yazıyordu.Bu sırada Elif bağırarak kahvehaneye geldi.Rüyasında Ahmet’in Şehit olduğunu anlattı.Şair bunu teyit etti. Elif bayılırken ağzından çıkan bu nağmeler yürekleri yakıp kebap ediyordu:

“Postacının mektubunu düğün mü sandın
Mavi rengi yalnız göğün mü sandın
Yemen’e gideni gelir mi sandın
Tez gel ağam tez gel dayanamirem
Yürekten hançer uyuyamirem.”

Fatma Ana taze gelini sever, ellere gitmemesi için başını oğlu Mehmet’le bağlar.
Köyün Camlı Kıraathanesinde her gün aynı kişiler savaşa ait meseleler hakkında konuşurlar…İmam İbrahim Efendi,Şair,Muhtar ve diğer yaşlılar. Şair :“Almanların Goben zırhlısı ve Breslav kruvazörü Çanakkale’yi geçip istanbul’a geldi ve adları Yavuz ve Midilli gemileri olarak değiştirildi. Bunlar Almanların bir oyunudur , bizi savaşa sokmak için.” Ve dediği gibi de oldu. Alman Generali Bronzer Paşa Mürettebatına Türk giysileri giydirip Rus gemilerine ve limanlarını topa tutar.Böylece savaşa girmiş oluruz.
İtilaf devletleri Çanakkale’ye bir saldırı planlar.
“Ben umutsuzum Şair” dedi Hocaefendi. “Küçüle küçüle el kadar toprağı kalan Osmanlı’dan umudu kestim. Bunca devlet karşısında hangi gücümüzle kaç gün dayanabiliriz. Avrupa hürriyetimizi elimizden alırsa ne yaparız?”
Şair : “Ümitvar ol Hocam! Ümitvar ol, dünyanın bütün mahşeri Çanakkale’de hücuma geçse, ben umudumu yitirmem.”

“Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım
Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner taşarım
Yırtarım dağları , enginlere sığmam taşarım.”

Düşman gemileri Çanakkale’yi topa tutmuştu. Gülle, top ,tüfek sesleri etrafı çınlatıyordu onlarca teyyare uçuyordu Çanakkale üstünde.
Sahra çadır hastahanesi dopdolu idi yaralılarla…Doktorlar , hemşireler, sihhiye erleri canla başla sarıyorlardı askerlerin akan kanlarını. Taş taş üstünde kalmamış kol ve bacaklar etrafta gezişiyorlardı ama Türk askeri düşmanın Çanakkale’ye ayak basmasına izin vermiyor ve kıyasıya çarpışıyorlardı.

“Atamaz adımını gömülmeden son asker…
Askerimiz gömülse dirilecek şehitler…”

Mustafa Kemal top,gülle ve teyyarelere karşı süngü ile düşmana kök söktürüyordu, Conkbayır’da.Düşmanı denize sürüyordu. Mustafa Kemal’in zaferi tüm Anadolu halkını motive edip ümit beslettiriyordu.Sahra hastahanesinde, Elifçe Mehmet’in altı ay önce değil,vurularak hastahaneye getirilp şehit düştüğünü görür.
Bu sıralarda 14-15 yaşlarında ilköğretim öğrencileri silahlanıp Çanakkale’ye yol aldılar.(Çanakkale’de savaşacak kimse kalmadığı için.)Gidenler geri dönmüyordu.
Savaşın bilançosu:251.309 şehit Türk askeri ve bir o kadar da düşman ölüsü .

Şair :

“Orda bir Hintli yatıyor, yanında Senegalli
Ufka bakıp ağlarken kederleri besbelli
Hepsi, hürriyetlerine kurşun attılar, bilmeden
Boğazdan geçilir mi bütün Türkler ölmeden?”

Çanakkale geçilmedi… Geçilmeyecek… Avrupa , bütün esir kitlelerini Türk’ün önüne yığdı bu savaşta.Garbın bütün zırhını, ejderin hırsını…Öyle bir çığdı o çığ ki , insanlığı korudu Türk milleti kendisiyle birlikte bu savaşta.

Kitabın Anafikri

Türk milleti , varoluşundan beri hür ve bağımsız yaşamıştır.Hiçbir millet ve devletin himayesinde kalmamış ve bundan sonra da kalmayacaktır. “ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım !”

Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirmesi

Şair :Kastamonu ilçesinde müezzin olup, vatanın düşman elinden ancak millet elinden kurtulacağını savunur.
Hoca Bey : Kastamonu’da bir cami imamı ; düşman gemilerini İstanbul’a de-mirlediği zaman tüm ümidini yitirmiştir.
Fatma Ana: Oğlunu,eşini ve babasını şehit vermiş çilekeş bir Anadolu anasıdır.
Elif :Fatma ananın henüz iki üç aylık körpecik gelinidir.Eşini Çanakale’de şehit verecektir.

Yazar Hakkında Bilgi

Rahmi Özen

1949 yılında Terme’de doğan Rahmi Özen lise öğrenciliği yıllarından itibaren, kendine özel şiirsel uslübü ile hep üretmiştir. İnsanlık için , Türk edebiyatı için ,Türk dilinin gelişimi için…
Yazdığı eserleri nedeniyle çeşitli devlet kurumlarından, gönüllü kuruluşlardan birçok takdir almıştır.

Eserleri

• Yeşile Hasret Gözler
• Yaralı Ceylan
• Bir Damla Su
• Töre Bitti
• Boğaç Han Destanı
• Çanakkale Diye Diye
• Hacı Bayram Veli
• Son Kurban
• Göz Yaşları
• Mukaddes Çile
• Bana Beni Anlat Öğretmenim

  • 0 Comments
  • Kategori : C harfi
  • CENGİZ AİTMATOV-CEMİLE

    KİTABIN ADI : CEMİLE

    KİTABIN YAZARI : CENGİZ AİTMATOV

    YAYIN EVİ : ÖTÜKEN

    BASIM YILI : 1990

    SAYFA SAYISI : 64

    KİTABIN KONUSU:

    Eşi savaşta olan Cemile’nin köylerine gelen gençle yaşadığı aşkın konusudur.

    KİTABIN ÖZETİ:

    Eşi savaşta olan Cemile savaşta yaralanan ve kisesi olmadığı için bu köye gelen Danyar ile tarlada çalışmak zorunda kalar.Zamala birbirlerine aşık olurlar .Yine de kocasına ihanet etmek istemeyen Cemile kocasının kendisini hiç bir zaman sevmediğini anladığı için Danyar’la köyden ayrılırlar.

    KİTABIN ANA FİKRİ:

    Kitap ana fikir olarak Cemilenin ile Danyarın birbirlerine duydukları aşkı ele alır.

    KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

    Cemile oldukça güzel ve şen bir kadındır.Danyar ise içine kapanık ,iyi kalpli ve sakat gençtir.

    KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

    Kitap oldukça akıcı ve aynı zamanda anlaşılır dilde yazılmıştır.Eserin tek kötü yanı kısa olmasıdır.

  • 0 Comments
  • Kategori : C harfi
  • CENGİZ AYTMATOV-BEYAZ GEMİ

    KİTABIN KONUSU: Çok sevdiği dedesiyle yaşayan bir çocuğun inandığı iki masal ve bu masalarla yaşayan çocuğun hayallerinin yıkılışı.

     

    KİTABIN ÖZETİ:

     

    Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi Kıvrak Mümin anlatmıştı ona. Şimdi ben bunlardan söz edeceğim.

    Çocuğun yaşadığı yerde üç aile otururdu. Ailelerden biri çocukları olmayan teyzesi ve bakmakla sorumlu oldukları ormanın gerçek görevlisi Orozkul enişteydi. Diğer aile ise Orozkulun emrinde çalışan Seydahmet ve ailesiydi. Çocuk dedesi ve üvey annannesiyle yaşıyordu. Babası ve annesi ayrılmış ve şehre taşınmışlardı. İkside yeniden evlenip, eşleriyle yeni çocuklar yapmışlardı. Çocuğun duyduklarına göre, babası Beyaz Gemi’de çalışıyordu. Bu yüzden çocuk sürekli dürbününü alıp tepeye çıkar ve Beyaz gemiyi izleyip balık olma hayalleri kurardı.

    Çocuk yedi yaşını doldurmuş sekizine basıyordu. Dedesi ona, ‘Maşin-Mağaza’ denilen otomobiliyle, dağlarda sürü besleyenlere öteberi satmak için dolaşan ve bazende çocuğun yaşadığı San-Taş vadisine gelen satıcıdan bir okul çantası aldı. Çünkü çocuk gelecek yıl okula gidecekti. Yaşadıkları yere en yakın okul beş kilometre uzaktaki bir okuldu. Dedesi onu her gün okula atla götürüp sonra geri getirirdi.

    Yaşadıkları yerin tek çocuğu olduğu için arkadaşları taşlar, çiçekler, dürbünü, çantası ve çok sevdiği dedesiydi.

    Dedesi ona hep Boynuzlu ;Maral Ana’ nın soyundan geldiklerini söyler ve masalını anlatırdı. Çok eskiden olmuş bu olay. Sibirya’ da Enesay(Yenisey) Nehri kıyısında, bir Kırgız kabilesi yaşarmış. Bir gün, Enesay Nehri kıyısında Kırgızlar ölen yaşlı başbuğlarının cenaze törenini yapıyorlarmış. Kıgızların bütün çadırları nehir boyunca dizilimiş. Hiç beklenmedik olay işte o zaman olmuş. Enesaylılar birbirleriyle ne kadar kanlı bıçaklı ourslarsa olsunlar, bir cenaze töreninde komşularına saldırmazlardı. Ama o gün, düşman komşulardan biri, hiç görünmeden Kırgız Ordugâhını kuşatmıştı. Birden ve her yandan hücuma geçtiler. Hiçbir Kırgız atına binecek, kılıç kuşanacak vakit bulamadı. Hiçbiri sağ kalıp bu olayı hatırlamasın, kalleşliklerini duyurmasın ve öc almaya kalkışmasın istiyorlardı. İşte böyle yaptılar…Yaptılar ama…

    Zengin ganimetlerle çekilen düşman askerleri ormanda büyüklerin sözünü dinlemeyip oyun oynamaya giden iki çocuğu fark edememişlerdi. Çocuklar ağlaya ağlaya ata baba yurduna döndüler. Ama tek canlıya rastlamadılar.

    Korkudan ne yapacaklarını bilmeyen çocuklar, ağlaya ağlaya düşmanlarının arkasından koştular. Çocuklar en sononunda düşmanın yanına vardığında, düşman hükümdarı çocukların uçurumdan nehre atılması için yaşlı bir kadına görev verdi. Boynuzlu Maral Ana, çocukları ona vermesi için kadına yalvardı. Ve onları çok uzaklara götüreceğine dair söz verdi.

    Maral Ana çoocukları alıp çocuğun yaşadığı San-Taş vadisine getirdi. Burada çocuklar büyüyüp soylarını devam ettirdi. Bu insanlarca marallar kutsal sayılıyordu. Ama zaman ilerledikçe gözü dönen insanlar maralları atalarının mezarlarına, kutsal maral boynuzu koymak için öldürmeye başladılar. Kısa sürede maralların soyu o bölgede tükendi. İnsanlara darılan Maral Ana uzaklara gitti.

    Orozkul bir gün birisine kereste vermek için söz vermişti. Kaynatası Mümin ile ağacı getirirken marallara rastladılar. Bu Mümin için çok önemli bir olay olmasına rağmen, açgözlü Orozkul için hiçbir şey ifade etmiyordu. Ağacı indiriken çok gecikmişlerdi. Çayı geçecekleri zaman ağaç kayaların arasına sıkıştı ve Mümin ağacı orada bırakmalarını istedi. Aksi Orozkul böyle birşeyin imkansız olduğunu söyledi ve Mümin’e torunu okuldan getirmesi için izin vermedi. O zamana kadar kimseye karşı gelmeyen Mümin torununu daha fazla bekletemeyeceğini söyledi ve çocuğu okuldan almaya gitti. Çocukla karşılaştıklarında çocuk dedesine çok kızmıştı ama dedesi maralların geldiğini söyleyince tekrar barıştılar.

    Eve döndüklerinde Orozkul çok sinirlenmiş ve teyzesi Bekey halayı evden kovmuş ve Mümin’ i işten atmıştı.

    Ertesi gün adam ağacı almak için bir kamyonla vadiye geldi. Mümin kendini affettirmek ve karısının ısrarı ve kızının mutluluğu iiçn onlarla birlikte gitti. O gün çocuk hastalanmış evde yatıyordu. Adamlar maralları görünce iştahları kabardı ve onlala ziyafet çekmeye karar verdiler. Torununun ve kızının geleceğini düşünen Mümin Ana Maralı vurmak zorunda kaldı. Maralların vurulduğunu gören çocuk dedesi de

    fenalaşınca, nahre atlayıp balık olmak istedi. Ama hiçbir zaman balık olamayacağını bilmiyordu!

    3. ANAFİKRİ: İnsanlara elimizden geldiğince iyi davranmak ve onların inançlarına saygılı davranmak, kibirli olmamak.

    4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:

    Çocuğun dedesi son derece hoşgörülü, herkes tarafından sevilen ve kendinden çok sevdikleri düşünen büyük bir insan. Bu yüzden insanlar ona Kıvarak Mümin derdi ve kitabın kahramanı olan çocuğun en çok sevdiği insandı. Üvey annesi ise iyi biri olmasına karşın aksi bir kişiliğe sahipti. Eniştesi Orozkul kitaptaki en kötü karekterdir. Çocuğu olmamasından dolayı, devamlı isyan eden, insanları küçük gören birisidir. Seydahmet ise iyi olmasına karşın tembel ve cahilliğinden dolayı açgözlü bir kişidir.

    4.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Herkesin severek okuyacağı ve dersler çıkaracağı çok güzel bir roman.

    5. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

    Yazar yaşayan büyük Türk yazarlarının önde gelenlerindendir. Kırgız Türkü olan yazarın diğer eserleri; Aişi Kurdun Rüyaları, Cemile, Sultunmurat, Yıldırım Sesli Manascı, Yüzyüze, Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek

     

  • 2 Comments
  • Kategori : C harfi
  • CENGİZ DAĞCI-ONLAR DA İNSANDI

    1.KİTABIN KONUSU: KOMÜNİZM AKIMLARININ ETKISINDE BULUNAN KIRIM’IN BİR KÖYÜNDE YAŞAYAN ÇİFTÇİ BİR AİLENİN BAŞINDAN GEÇEN OLAYLAR

    2.KİTABIN ÖZETİ: KIZILTAŞ KÖYÜ’NDE YAŞAYAN BEKİR ÇİFTÇİ BİR AİLENİN REİSİDİR.KARISI ESMA VE KIZI AYŞE İLE MUTLU SAYILABİLECEK BİR YAŞAM SÜRERLER. BEKİR’İN BİR DE İNEĞİ VARDIR.ADI MACİK… AYŞE SEYD’ALİ’NİN OĞLU REMZİ’Yİ SEVMEKTEDİR TABİKİ KARŞILIKLI OLARAK. BEKİR,BİR GÜN KIZININ EVLENİP GİDECEĞİNİ DÜŞÜNDÜKÇE HÜZÜNLENİR,EFKARLANIR. AYŞE İLE REMZİ BİR GÜN GELİNKAYA’DA KARŞILAŞIRLAR VE KONUŞURLAR. AYŞE’NİN İÇİNDEN ILIK ILIK BİR ŞEYLER AKAR.

    BİR GÜN BEKİR’İN EVİNİN KARŞISINA İKİ ADAM GELİR;BİRİ YAŞLI VE SAKALLI,DİGERİ GENÇTİR. ADAMLAR BEKİR’İN AYAKLARINA KAPANIP YALVARMAYA BAŞLARLAR. RUS OLDUKLARINI VE EKMEK PARASI İÇİN İŞ ARADIKLARINI SÖYLERLER. BEKİR ACIR VE ADAMLARI KENDİSİNE YARDIM İÇİN İŞE ALIR. YAŞLI OLAN KARL MARKS’A BENZEDİĞİ İÇİN BEKİR ONA KALA MALA DER.GENÇ OLANIN ADI İVANDIR. İVAN PEK KONUŞMAZ. RUSLAR KÖYE GELDİKLERİNDEN BERİ BİRÇOK FELAKET BAŞLARINA GELMİŞTİR. MACİK HASTALANIR,İKİ TANE KABAK SÜRGÜSÜ KURUR,TARLALARININ ÜSTÜNDEN DEVLET YOL GEÇİRMEYE KARAR VERİRYAKINLARIYLA ARALARI BOZULUR,AYŞE’NİN BAŞINA TÜRLÜ FELEKETLER GELİR. ESMA’NIN CANINA TAK EDER ARTIK VE KOVMAYA KARAR VERİRLER AMA ACIYIP VAZGEÇERLER.

    BU RUSLAR YÜZÜNDEN SÜRGÜN EDİLİRLER,AŞAĞILANIRLAR. BEKİR KALA MALA VE İVAN’I İNSAN YERİNE KOYAR AMA KOMALİZMA BUNUN KARŞILIĞINI VERMEZ. 3.KİTABIN ANA FİKRİ: MAKSATLARI VE MADDİ DURUMLARI NE OLURSA OLSUN TANIMADIĞIMIZ İNSANLARA EVİMİZİ AÇMAMALIYIZ. İNSANLAR İKİYÜZLÜ VE NANKÖRLERDİR. FELAKETLER BİLİNMEYEN VE TAHMİN EDİLEMEYEN ŞEYLERDEN DOLAYI BAŞIMIZA GELİR. 4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

    AYŞE’NİN REMZİ İLE GÖRÜŞMESİ BEKİR!İN MORALİNİ BOZMUŞ; FAKAT AYŞE’NİN EN ÇOK HIŞUNA GİDEN DE BU OLMUŞTUR.

    RUSLARIN KÖYE GELMESİ BÜTÜN FELAKETLERİN SEBEBİDİR.

    MACİK’İN HASTALANMASIYLA SEYD’ALİ’NİN BEKİR’E GERÇEKTEN KIRGIN OLDUĞUNU ANLAYABİLİRİZ.

    TARLADAN YOL GEÇMESİ BEKİR VE AİLESİNİ ÇOK ZOR DURUMDA BIRAKMIŞ , KOMOLİZMANIN YAKLAŞTIĞI FİKRİNİ DOĞRULAMIŞTIR.

    SÜRGÜN EDİLMELERİ DE HER ŞEYİN SONUCUDUR.

    BEKİR: AİLESİNİ VE TARLASINI ÇOK SEVEN,KARISINDAN BİRAZ KORKAN VE İYİLİK YANLISI BİR İNSANDIR. ZAYIF VE ÇELİMSİZ BİRİDİR.

    ESMA: KONUŞMAYI VE BAĞIRMAYI SEVEN BİRİDİR.KIZINI DEVAMLI BEKİR’E KARŞI SAVUNMUŞTUR.

    AYŞE: ÇOK GÜZEL VE ALIMLI BİR KIZDIR. AKLINDA HEP REMZİ İLE EVLENMEK VARDIR.

    SEYD’ALİ: KÖYÜN ÇOBANIDIR VE ASLINDA BEKİR’İ SEVER AMA RUSLARDAN DOLAYI KIZGINDIR.YARDIMSEVER BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİR.

    REMZİ: YİĞİT BİR GENÇTİR VE AYŞE’Yİ ÇOK SEVİYOR.

    KALA MALA: YAŞLI VE PİS BİR RUSTUR. HIRSIZLIK YAPARAK İNSANLARI ZOR DURUMDA BIRAKMAYI SEVER. “HO HO” DAN BAŞKA KELİMELERİ ÇOK NADİR KULLANIR.

    İVAN: DERİN DÜŞÜNCELERE SAHİP BİR RUSTUR. O DA BABASI KALA MALA GİBİ HIRSIZDIR

    5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:ROMANIN ÜSTÜNDE BİRAZ DAHA ÇALIŞILSAYDI DAHA SÜRÜKLEYİCİ OLABİLİRDİ. YÖRESEL DİL FERÇEKTEN ÇOK YERİNDE KULLANILMIŞTIR. ESER, BENCE TAM BİR YEŞİLÇAM KLASİĞİ OLABİLECEK TÜRDENDİR.

    6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:YAZAR 1914’DE İSTANBULDA DOĞDU.İLK,ORTA VE LİSE ÖĞRENİMİNİ ORTAKÖY’DE TAMAMLADI. GENELDE TURKİYE’DEKİ OLAYLARI KENDİ TARZIYLA ANLATMAYA ÇALIŞMIŞTIR. 1976’DA İSTANBUL’DA ÖLMÜŞTÜR.

  • 0 Comments
  • Kategori : C harfi
  • ÖZETİ

    1775 yılının Kasım ayının dondurucu bir gecesinde eski ve saygı duyulan Tellson bankasının temsilcisi Mr. Jervis Lorry, bir posta arabasıyla Dover şehrine gider. Orada son günler, Londra’dan geri dönmesi için ülkesine çağrılan Lucie Manette adında güzel bir Fransız ile buluşacaktır. Birlikte Paris’e giderler. Manette‘nin babası, Dr. Manette, Defarge’lerin meyhanesinin üstündeki küçük bir tavan arasında gizlenmektedir. Dr. Manette Bastille hapishanesindeki bir hücrede tek başına 18 yıl hapis tutulmuştur. Şimdi, ruhsal dengesi bozulduğundan İngiltere’ye mülteci olarak götürülecektir. Lorry ve Luci Manette’nin Paris gezisine Tellson bankasının Jerry Cruncher adında sadık, garip görünüşlü bir hizmetkârı da eşlik eder.

    Defarge’lerin meyhanesi, Paris’teki ihtilalcilerin merkezidir. Eski rejimin baş düşmanı olan Defarge’ler tavan arasını Dr.Manette’ye vermişler ve Dr. Manette de hergün geçmişini hatırlamaya çalışmıştır. Bu arada Bn.Defarge ihtilâl geldiği zaman ortadan kaldırılmasını istediği bütün aristokratların adlarını içeren garip bir atkı örmektedir.

    Lucie ve Jarvis Lorry’nin yaşlı Dr.Manette’yi Londra’ya getirmelerinden beş sene sonra, John Barsad adındaki bir adamın İngiltere aleyhine casusluk yapmakla itham ettiği Charles Darney adındaki bir Fransızca öğretmeninin yargılanmasında bulunurlar. Manette’ler beş sene önce Fransa’dan İngiltere’ye dönerlerken Darney’e vapurda rastladıklarını söylerler.Darney’i parlak bir avukat olan, Sydney Carton kurtarır. Carton sanığa o kadar benzer ki diğer avukat Mr. Stryver, sanığı “tanıyanlar”ın ifadelerini alt üst eder.

    Yargılanmadan sonra, Darney ve Carton Manette’lerin mütevazi evlerini sık sık ziyaret ederler. Darney’in St.Evemonde’ler denen bencil Fransız aristokratlarının mirasçısı oldukları anlaşılır. Onlarala hiçbir alışverişte bulunmamaya karar veren Darney Londra’da yaşamaya karar vermiştir.

    Parlak fakat istikrarsız biri olan Carton, Mr. Stryver’ın davalarının hazırlanmasıyla görevlendirilirse de çok defa sarhoş olduğundan duruşmalarda hazır bulunamaz.Her iki genç de Lucie ‘ye kur yaparlar.Darney’i seçtiği zaman Carton asil bir hareketle Lucie’nin seçtiği bir kimse için hayatını feda etmeye hazır olduğunu söyler.

    Darney ve Lucie evlenirler. Fransa’da ihtilâl patlayıp, ihtilâlciler Bastille hapishanesini basarak mahkumları serbest bıraktıkları zaman, küçük kızları altıyaşındadır. Charles Darney’in amcası St.Evrémondé Markisinin kullandığı arabanın küçük bir çocuğu öldürmesi Fransız köylülerini öfkelendirmiştir. Çocuğun babası Markisi mahkemeye getiremeyince, yatağında öldürmüş ve bunun sonucunda da asılmıştır.

    Bir gün İngiltere’deki yeni St.Evrémondé Markisine bir mektup gelir. Darney, mektuptan, ailesinin eski hizmetçisinin ihtilâlciler tarafından hapsedilir.Markis’e müdahale ederek kendini kurtarmasını rica eder. Çünkü tutuklandığı zaman Charles’in emirlerini yerine getirmeye çalışarak halka aile namına tazminat vermektedir. Darney, şerefli bir düşünceyle, Fransa’ya giderek bir şeyler yapmaya karar verir.

    Böylece, Paris’e Tellson bankasının bu şehirdeki bir işini yönetecek Jarvis Lorry ile birlikte gider. Darney, şehre gelir gelmez, ülkeye dönen bir aristokrat diye tutuklanır. Haber İngiltere ulaşır ulaşmaz, Lucie ve Manette, yardım için Fransa’ya giderler. Bastille zindanında uzun yıllar hapsediln Dr.Manette, bu olayın damadının kurtulmasına yardımcı olacağını düşünür.

    Manette’ler Paris’e geldiği zaman terör rejimi tam bir egemenlik kurmuştur. Kana susamış ihtilâlciler, yaşlı doktora saygı gösteriyorlarsa da, Defarge’lerin St.Evrémondé ailesi mensuplarına besledikleri nefret öylesine derindir ki, Darney mahkeme önüne çıkarılmadan önce, bir buçuk yıl hapis yatar.Bütün bu süre zarfında Lucie kocasını göremez.

    Darney, sonunda mahkeme önüne çıkarılır. Bn. Defarge mahkeme salonunun ön sırasında oturur, şeytani atkısını örer ve Darney’in öldürülmesini ister. Charles, St. Evrémondé’lerle hiçbir alışverişi olmadığını söyler ve gerçekte ailenin servetinin yıllarca zarar verdikleri halka geri verilmesini emrettiğini söyler. Halkın saygı duyduğu Dr. Manette adının lehine konuştuğu zaman, mahkemedeki dinleyiciler kendisini alkışlarlar. Darney serbest bırakılır.

    Mahkeme kendisini serbest bırakmakla beraber, Darney’in Fransa’dan İngiltere’ye gitmesine izin vermez. Manette’ler bu zaferi henüz kutlamamışlardı ki, Darney yeniden tutuklanır. Defarge’ler ve kimliği belirtilmeyen esrarengiz bir tanık onu, halk düşmanlığıyla suçlamıştır. Darney, hücresinde teselli edilemez bir durumda kendisini suçlayanın kim olabileceğini, Lucie’nin eski sadık himetçisi Bn.Pross , uzun yıllardır görmediği kayıp kardeşini Paris sokaklarında görür. Bu senelerce önce İngiltere’deki mahkemede Darney aleyhine tanıklık yapan hain John Barsad’dır.

    Şimdi, Sydney Carton da Paris’tedir. İhtilâlcilerin bir casusu olarak Barsad’la görüşür. Kendisini, daha önce İngiltere için casusluk yapmış biri diye teşhir edeceği tehtidinde bulunarak, onunla gizli bir antlaşma yapar.

    Darney’in yeni mahkemesinde, Mr. Deuarge, St. Evrémonde’ları iğrenç suçlamalarla karalayan bir liste çıkarır. Adam, Dr. Manetta’yı da, Darney aleyhindeki tanıklar arasında gösterir. Bu önemli belge, ihtiyar doktor tarafından Bastille’deki hapis hayatı sırasında yazılmış ve ihtilâlciler burasını ele geçirdikleri zaman Defarge, Dr. Manette’nin hücresinde bulmuştur.

    Belgede St. Evrémondé Markisinin dehşet saçan bir suçu nasıl işlediği ve tutuklandığı anlatılmaktadır. Soyluların hukukuna göre Markis Bn. Defarge’in kız kardeşi yoksul bir kızın ırzı geçmiştir. Kız ölüm döşeğindeyken Dr. Manette Evrémondé ailesini lanetlemektedir.

    Uzun yıllar unutulan bu belgenin hakimler üzerinde etkisi olur. Bunu yazdığını reddetmesine ve hakimlerden merhamet dilemesine rağmen, Dr.Marnette’nin sözleri göz önüne alınmaz Darney’in atalarının işlediği suçların cezasını çekmesi kanaatiyle 24 saat içinde giyotinle öldürülmesine karar verilir.Fakat yıllardı kendisini terkeden Sydney Carton, şimdi sevdiği kadının kocası adına hareket etmeye karar verir.Şantaj yaptığı Barsad’ın yardımıyla, Barney’in hücresine girmeyi başarır. Kendisi ile elveda içkisi içeceğini söyleyerek Barney’in içkisine uyuştutucu madde katar ve onunla elbiselerini değiştirir. Mahkuma çok benzediğinden Carton, Darney’in adına giyotin altına yatacaktır.

    Bu arada Bn.Defarge Lucie’nin küçük kızı da dahil bütün aileyi ihbar etmek için Manette’nin evine gider. Bn.Pross Darney’ler Fransa’dan kaçarken onun onları yakalamasını engeller. Bu sırada Bn.Defarge Bn.Pross’la boğuşurken kendi silahıyla kendini öldürür.

    Tüm bu olaylar olurken Carton giyotine götürülüyordur. İdam anı gelip giyotin düşmeden önce söylediği söz aynı zamanda kitabında sonu olur:

    Şimdiye kadar yaptığım her işten çok daha iyi bir iş yapıyorum.Şimdiye kadar böyle bir huzura kavuşmamıştım.”

    Karakterler Hakkında Bilgi:

    Dr.Alexandre Manette: Bir zamanların güçlü parlak doktoru;Bastille zindanında geçirdiği on sekiz sene sonunda hemen hemen yıkılmıştır.

    Lucie Manette: Dr. Manette’nin kızı,Darney’in karısı;kocasına ve ailesine bağlı bir kadın.

    Charles Darney:St.Evrémondé Markis’ininin ve aristokratların zulmüne karşı cephe alan yeğeni.

    Sydney Carton:Kendi kendisini yıkan,fakat parlak bir avukat.

    Madam Defarge:Aristokratlardan intikam almaktan başka bir şey düşünmeyen biri.

    Bn.Pross:Lucie’nin kaba ve güçlü hizmetçisi ve arkadaşı.

     

    Yazar Hakkında Bilgi:

    Charles DİCKENS

    1812 yılında Landport’ta doğdu.İngiliz edebiyatının en ünlü yazarlarından biridir.Doklarda çalışan küçük bir memurun oğludur.Çocukluğu sıkıntılar içinde geçti.Babasının hapse girmesi nedeniyle iyi bir öğrenim yapamadı.Küçük yaştan itibaren hayatını kazanmak zorunda kaldı.Bir noterin yanına katip olarak girdi;kendi kendini yetiştirdi.Mizah yanı çok güçlü bir insandı.”Boz” takma adıyla yayınladığı resimli mizah hikayeleri çok beğenildi. Oldukça üretken bir yazar olarak tanımlanır.Özellikle toplum sorunlarını işledi. Romanda kişiler basit tabakalardan seçilmesine rağmen, davranışları, karakterleri, konuşmaları ile günlük hayatta sık sık rastlanan kişilerdir. Aslında bu kişilerle İngiliz toplumunun düzeltilmesi gereken kurumlarını; sözgelimi borçlu hapishaneleri, fabrikaları, yatılı okullar gibi konuları eleştirmiştir. Bu yönüyle bir sosyal reformcu yazar niteliği göstermektedir. Bu tutumuyla hükümeti harekete geçirmeyi umut ediyordu. Kendisinden sonra gelen bir çok sanatçıyı etkiledi.1870 yılında öldüğü zaman büyük adamlar için ayrılan Westminster Abbey mezarlığına gömüldü.

  • 0 Comments
  • Kategori : C harfi
  •